Gündem

AYNI MERKEZDEN YÖNETMEK, AYNI KAYNAKTAN SU İÇMEK

Bir tarafta İmralı süreci, bir tarafta Reyhanlı’da patlayan bombalar, bu çok farklıymış gibi gözüken iki meselenin acaba bir birleriyle bir ilintisi olabilir mi?
Ne alaka gibi ama, biz yine de bir fotoğraf çekelim.
Reyhanlıda patlayan bombaları kim patlatmış olabilir tartışması yapılırken, El Kaide bağlantılı El Nusra örgütü olayı üstlendi ama, El Nusra’nın üstlenmesi pek inandırıcı gelmemiş olacak ki fatura Suriye İstihbaratı El Muhaberata kesildi.
El Muhaberat denilince akla sadece istihbarat gelmiyor, akla terör hamiliği de geliyor, El Muhaberat terör eylemlerinde genelde taşeron örgüt kullanıyor, Reyhanlı’daki patlamaların iz sürümü ise El Muhaberat’ın taşeronu Mihraç Ural liderliğindeki Suriye’deki adı “Mukaveme Suriye” Türkiye’deki adı THKP-C Acilciler Örgütünü gösteriyor.
Peki bu Mihraç Ural kimdir?
Mihraç Ural 80 öncesi Mahir Çayan sempatizanı olarak sol örgüt eylemlerine katıldı ve THKP-C liderliğine kadar yükseldi, 1980 yılında ise Adana Cezaevinden firar ederek kapağı Suriye’ye attı, El Muhaberat ile yakın ilişki kurdu, Bekaa’da terör eğitimi aldı ve El Muhaberat’ın gözdesi oldu.
El Muhaberat Mihraç Ural’a çok güvenmiş olmalı ki, Hatay’da kaos yaratmak için, Hatay Kurtuluş Ordusu ve İskenderun Sancağını Kurtarma Halk Cephesi Örgütü Mihraç Ural denetiminde kuruldu.
Mihraç Ural Suriye’de yükselirken, Suriye’de ayrı bir örgüt lideri olmasına rağmen Mihraç Ural’la aynı fotoğraf karesinde yer alan tanıdık bir isim daha vardı, bu tanıdık isim Abdullah Öcalan’dı.
Peki Abdullah Öcalan kimdir?
Abdullah Öcalan’da Mihraç Ural gibi 80 öncesi Mahir Çayan sempatizanı.
Abdullah Öcalan 1970’de Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) da örgüt faaliyetlerine başladı, 1972’de Mihraç Ural’la birlikte THKP-C’de yer aldılar ve Şafak gurubu bildirisini dağıtırken yakalanarak 7 ay Mamak Cezaevinde tutuklu kaldı.
Abdullah Öcalan THKP-C’de sıradan bir militanken, 27 Kasım 1978’de yıldızı parladı ve Diyarbakır Lice’nin Fisköyü’nde Türkiye – İran – Irak Suriye topraklarının bir bölümünde Devlet kurmak amacıyla  PKK adıyla bir örgüt kurdu ve kısa bir süre sonra Suriye’ye geçerek Mihraç Ural gibi El Muhaberatla yakın ilişkiye girdi ve PKK’yı Suriye’den yönetmeye başladı.
Mihraç Ural ve Abdullah Öcalan her ne kadar ayrı örgüt lideri olsalar da, hem Bekaa’da hem Şam’da birliktelikleri sürdü, hatta yabancı ülkelerden Abdullah Öcalan’la görüşmek için Suriye’ye gelenlere Miharaç Ural aracılık yaptı.
Abdullah Öcalan ve Mihraç Ural’a baktığımızda ikisinin de arkasında Suriye ve El Muhaberat var, ikisi de aynı kaynaktan su içmişler, ama biz birisiyle müzakere yapıyoruz, birisiyle mücadele yapıyoruz, bu bana biraz tuhaf gibi geliyor.
Acaba mesele şöyle mi, PKK güçlenmeye başlayınca THKP-C uyutulmuştu, bugün PKK siyasallaşma sürecine girdiğine göre, THKP-C DHKP-C serileri uyandırılarak PKK’nın yerine şehir terörü olarak ikame mi edilmek isteniyor.
Bunlar komplo teorisi olarak algılanabilir, PKK başka THKP-C başka denilebilir, ama ben bu fotoğraf karelerine bakınca PKK ve THKP-C’nin ipinin aynı yere bağlı olduğu gibi, 80 öncesi sağ sol terörünün de  aynı merkezden yönetildiği yönünde şüphelerim var.
Mesela 80 öncesi sol terörün arkasında Sovyetler Birliği, sağ terörün arkasında ABD’nin varlığı iddia edilirdi, böyle bir algılama vardı, bu algılama 12 Eylül ihtilali ile birlikte şüpheye dönüştü.
12 Eylül ihtilalinin hemen arkasından ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkilinin “Bizim Çocuklar İhtilali becerdi” açıklaması, İhtilalin arkasındaki gücü açığa çıkarmış oldu.
İhtilal sonrası sağ teröründe sol teröründe bitmesi bazı soru işaretleri oluşturdu, diyelim ki ihtilali ABD’ye yakın güçlerin yapmasından kaynaklı olarak sağ terör kabuğuna çekilmişse, Sovyetler Birliği bağlantılı sol terör de eş zamanlı olarak nasıl bitmiş olabiliyor, meseleye bu açıdan bakınca insanın kafasında soru işaretleri oluşuyor.
Kendi varlığını koruyamayan ve 92’de dağılan bir Sovyetler Birliği, Nato şemsiyesi altındaki bir ülke üzerine nasıl büyük senaryolar yazabilecek, aslında o yıllarda Sovyetlerin altını Ruzi Nazar ve Enver abi birlikte oyuyorlarmış, Türkiye üzerine  düşen sanal bir komünizm siluetiymiş.
80 öncesi Türkiye üzerine oynan oyunların altında ise Yunanistan’ın Nato’ya dönmesi başta olmak üzere çok çeşitli faktörlerin varlığı karlar eriyince ortaya çıktı.
Mihraç Ural’ın da Abdullah Öcalan’ın da aynı merkezden yönetilmesi, aynı kaynaktan su içmesi gibi, 80 öncesi sağ terörde, sol terörde aynı merkezden yönetilmiş, Paşa Güven ve Abdullah Çatlı aynı kaynaktan su içmiş olamazlar mı, fotoğraf karelerine bakınca bana böyle geliyor da.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu