TAKSİM TAHRİR OLMADI AMA

Şair Orhan Veli Kanık bir şiirinde İstanbul’un orta yeri sinema diyordu, Orhan Veli’nin kastettiği sinema yıkılması tepkilere sebep olan tarihi Emek Sineması idi.
Tarihi Emek Sineması İstiklal Caddesinde, yani Taksim’de, Taksim dünde İstanbul’un orta yeriydi, bugünde İstanbul’un orta yeri.
Taksim İstanbul’un orta yeri olunca araç trafiği de çekilmez hal aldı ve İstanbul Belediyesi Taksim’de bir yayalaştırma projesi hazırladı ve proje mecliste oy birliği ile kabul edildi.
Taksim’de yayalaştırma projesi inşaatı 5-6 ay önce başladı, Taksim’in bir kenarında bulunan Gezi Parkı’da İnşaat çalışmalarının dışında bırakıldı ama, nasıl olduysa Gezi Parkı’ndan ağaçlar sökülmeye başlandı, çevre esnafı, çevre insanı da buraya da AVM yapılacak endişesi ile ağaç sökülmesine tepki göstermeye başladılar, çevre insanının endişesinin temelinde Emek Sinemasının yıkılması, Sultan Ahmet Camisini gölgeleyen 36 katlı ikiz kulelere ruhsat verilmesi ve Başbakan’ın Atatürk Kültür Merkezi de yıkılacak açıklaması yatıyordu, Taksim Projesine Belediye Meclisinde destek veren CHP’de projede sapma var diyerek tepki gösteriyordu, Gezi Parkının hikayesi böyle.
Gezi Parkı meselesinde istekler masumdu,, halkın endişeleri haklıydı ama, Demokrasiyi seçim sandığıyla sınırlı gören hükümet bu masum istekleri dinleme yerine polise gaz emri verdi ve bu aşamadan sonra Gezi Parkına Terör örgütlerinin uzantıları da girdi.
Peki Gezi Parkı eylemlerine terör örgütlerinin uzantıları girince ne oldu, protestolar önce İstanbul’a yayıldı, sonra Ankara’ya İzmir’e ve Türkiye’nin bir çok bölgesine yansıdı.
Başbakan meseleyi küçümsüyor, bir kaç çapulcu diyor ama, Ankara ve Muğla’da askerde göreve çağrıldı, Murat Başesgioğlu’nun istifasına sebep olan Başbakanın yürürlükten kaldırdığı EMASYA protokolü fiili olarak yeniden döndü, hatta Ankara’da göstericilerin üstüne helikopterle gaz bombası atıldı, Başbakan bir taraftan bir kaç çapulcu diyerek 1971 öncesi Demirel’in Sokaklar Yürümekle Aşınmaz söylemini hatırlatıyor ama, bir taraftan da sosyal medyayı ve CHP’yi eleştiri bombardımanına tutuyor.
Peki CHP’nin bu projeye gücü yeter mi meselesine bir bakalım, bu proje CHP’nin en sancılı olduğu bir dönemde gündeme geldi, elbette ki CHP bu çalkantıdan nemalanmak ister ama bu proje CHP’yi aşar, hatta Başbakanın barış süreci yaşadığı BDP’nin bazı vekilleri bile CHP’den daha fazla bu işin içinde..
Peki, benimde eskiden beri rahatsız olduğum, Başbakanında son günlerde çok suçladığı bu sosyal medya neyin nesi.
Bu sosyal medya bir zamanlar iyi çocuklar olarak bilinen, Deniz Baykal’ın ve bazı MHP’lilerin kasetlerini yayınlayan sitelerdir.
Birde gezi parkı olaylarının dış yansımalarına bir bakalım.
Gezi parkı olayları yabancı medyada geniş yer buldu, haberler genelde polis terörü olarak yer aldı, Avrupalı bir çok devlet adamı endişelerini dile getirdiler, bu arada Beyaz Saray’da endişeli, ABD Dışişleri Bakanı Kerry’de endişeli, hatta bir kaç ay önce Kılıçdaroğlu’na karşı Başbakanı savunan AP Sosyalist Gurup Başkanı Swoboda bile rahatsızlığını açıkladı.
Gezi Parkı olaylarının ekonomiye yansıması da çok kötü, dolar 100 lira yükselirken, Borsa 15 puan düştü, bu sert düşüş 10 yıldan bu yana ilk kez yaşandı ve bu arada Avrupalı reklamcılarda Türkiye’deki gazetelerden reklamlarını çektiler.
Peki bir çok ile yayılan, Lise öğrencilerinin bile eyleme katıldığı bu yoğun eylemin arka planında sadece parktan sökülen 7 ağaç mı var, eylemlere teröristler sızdı derken her eylemci terörist mi, elbetteki her eylemci terörist değil, eylemci toplumdaki teröristler belki %1 bile değil, eylemci toplum genelde Başbakanın sivri ve incitici söylemlerinden rahatsız olan ama tepki ortamı bulamayan, yada içki yasası gibi, Yavuz Sultan Selim adı gibi, Suriye politikası gibi başka sebeplerden hükümete tepkili olan bir toplumun tepki boşalmasıdır, terör uzantılarının görevi de eylemci topluma motor gücü oluşturmak ve topluma gaz vermektir.
Mesele Gezi Parkı olaylarını başlatan sökülen 7 ağaç mı meselesine gelince, işin başı masum ama, elbette ki mesele ağaç meselesi değil, benim sürekli gündeme getirdiğim, İslam dünyası mezhep ekseninde ayrıştırılıyor, çatıştırılıyor dediğim bir küresel proje var, birde sürekli gündeme getirdiğim Türkiye’de terörün yeniden yapılanması var. PKK siyasallaşırken, PKK’nın bir bölümünün Kuzey Suriye’ye kaydığı, bir bölümünün de THKP-C DHKP-C serilerine militan olarak kaydığı ve şehir terörü yaşanacağını sürekli yazdım, bu iki proje kızgın ve kırgın halkın sokağa dökülmesinde bir şekilde etkili oldu, elbette ki, taksim Tahrir olmadı ama, Tahrir’in bir minyatürü oldu.
Bu proje Başbakanın danışmanı Yalçın Akdoğan’ın birini astılar, birini zehirlediler, Başbakanımızı yedirmeyeceğiz çıkışı gibi de değil, bu proje başbakanın koltuğunu hedef almıyor, bu proje şöyle okunabilir, Başbakan Suriye konusunda ağır abileri sıkboğaz ediyor, ağır abilerin Suriye takvimini değiştirmeye çalışıyor, Türkiye’de bir sıkıntı olsun ki, Başbakan Suriye yerine iç meseleyle uğraşsın, ben bu projeyi böyle okuyorum.
Gezi Parkı olaylarının siyasi yansımalarına gelince, aslında bu gölden balık çıkmaz, kargaşanın kimseye faydası olmaz, belki Başbakan kriz yönetiminden zayıf not alır, CHP’nin oy avcılığı görüntülenmiş olur, MHP’nin yükselişi gölgelenebilir, ama bu meselede Cumhurbaşkanı ve Devlet Bahçeli’nin devlet adamlığının da geçer not aldığı bir gerçek.
Gezi parkı olayları Başbakanın söylediği gibi 2 günde biter mi, yada dalgalar halinde yayılır mı meselesine gelince, bu dalga belki kısa sürede bitebilir, ama bu süreçte binlerce genç militanlık stajı yaptı, bu süreçte çok sayıda yeni militan yetişti, bundan sonra her şey bir kıvılcıma bağlı, kıvılcım derken, hükümet milli parkları imara açacakmış, ben hükümetin yerinde olsam bu yasayı rafa kaldırırdım.
Meseleyi Başbakanın sivri ve incitici çıkışlarıyla bitirelim, Başbakan, hala sivri çıkışlarına devam ediyor, mesela halkının %50’sini evlerinde zor zaptettiğini söylüyor, AKP İnebolu Gençlik Kolu Başkanı da Anıtkabir’i de yıkarız diyor, ben Başbakan ve çevresinin yerinde olsam ivedilikle dilimi ve tavırlarımı yumuşatırdım, hatta Fas’a gitmek yerine Çankaya’ya çıkardım.



