Yerel Haberler

İMRALI SÜRECİNE KANDİL AYARI

“Sen barışa karşımısın?” söylemi bugünlerde iktidar partisinin dilinden düşmüyor ve iktidar partisi MHP’yi hedef alarak terörle MHP’nin oy grafiğini ilişkilendiriyor ve iktidar partisi MHP’yi terörden nemalanmakla eleştiriyor.
Ben MHP’nin avukatı değilim ama, iktidar bu konuda yanılıyor, MHP’nin en yüksek oy aldığı 99 seçimlerinde Türkiye’de terör sıfırlanmıştı, 98 sonlarında Ecevit’in azınlık hükümeti döneminde Apo teslim alınmış ve Türkiye 99 seçimlerine sıfır terörle girmişti, PKK terörünün en yoğun yaşandığı 95 seçimlerinde ise MHP baraj altında kalmıştı.
Son 6 aydır tüfek takılamıyor, kan akmıyor ama MHP’nin oy grafiğinde bir yükselme var, bu yükselmeyi hem meydanlardan, hem anketlerden, hem de MHP’nin Bursa mitinginden sonra Başbakan’ın eleştirilerinin MHP üzerinde yoğunlaşmasından anlıyorum.
MHP’yi de oy meselesini de geçelim, bunlar Türkiye ölçeğinde bir teferruat, asıl meseleye, sen barışa karşı mısın meselesine bir bakalım.
TV kanallarını zapingliyordum, bir kanalda AKP Grup başkan vekili Ayşenur Bahçekapılı yüksek perdeden konuşuyordu, bugün Türkiye’de bayram var diyordu, İmralı sürecinde kafası karışık olanlardan olduğum için bayramdan haberim yoktu, bayram meselesini anlamak için Ayşenur Bahçekapılı’yı biraz daha dinledim ve anladım ki Kandil’den açıklama varmış, Murat Karayılan PKK’nın çekilme planını açıklamış.
İnşallah dedim, Ayşenur Bahçekapılı’nın bayram dediği 2004 yılında Ankara Kızılay meydanında kutladığımız AB bayramına benzemez, Ayşenur Bahçekapılı’nın  bayram dediğine göre inşallah Kandil’den hayırlı haberler gelmiştir dedim.
Sonra Kandil açıklamalarını bir anladım ki bayram falan yok, aynen Kızılay’daki bayram gibi bir şey.
Hükümetin dediği gibi PKK silah bırakmıyor, PKK silahlarıyla birlikte yurt dışına çıkıyor, gerçi kim çatışmaya katılmış, kim katılmamış pek bilinmiyor ama, çatışmaya katılmayan PKK’lılar da evlerine dönecekmiş.
Ayrıca Kandil Apo’ya af istiyor, İmralı’ya Kandil’den heyet gitmesini istiyor, bir de Anayasa değişikliği dayatıyor, eğer bunlar gerçekleşirse silah bırakmayı tartışmaya açabileceklermiş, yani PKK sınırın öbür yanında silahlarıyla hazır kıta bekleyecek, yani tehdit devam edecek.
Kandil’in açıklamalarını anlayınca, karışık olan kafam biraz daha karıştı, aslında kafam Kandil’in açıklamasından önce de karışıktı, belki son genel seçim öncesi gibi, ya da 98-2003 döneminde olduğu gibi önümüzdeki seçimler sürecinde de silahlar susacak, çatışmasızlık olabilecek, hatta bu çatışmasızlık sürecinden birde başkanlık sistemi çıkabilecek, ama PKK amacından asla vazgeçmeyecek, yarının ne olacağı belli olmayacak.
PKK amacından asla vazgeçmeyecek derken bunu nereden anlıyorum.
BDP eş başkanı Gülten Kışanak’ın bir kaç gün önceki Nusaybin konuşmasında Apo serbest kalana kadar direneceğiz, kürt kimliği  anayasada yer alana kadar direneceğiz söylemlerinden PKK’nın amacından vazgeçmeyeceğini anlıyorum.
Yine kısa bir süre önce BDP çizgisine yakın olan Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası bir uluslar arası güzellik yarışması düzenledi, yarışmaya Türkiye ile birlikte 21 ülke katılıyordu, ama güzellik listesinde 22 güzelin adı yer alıyordu, güzellerden birisi de yarışmaya Diyarbakır adına katılıyordu, yani Diyarbakır ayrı bir devlet yerine konuluyordu, gerçi Hizbullah tehdidi ile yarışma yapılamadı ama niyet belli oldu, bu niyetten dolayı da PKK’nın amacından vazgeçmeyeceğini anlıyorum.
Birde BDP’nin anayasa değişikliği önergesi var, önergede yerel meclisler isteniyor, yerel meclislerde kürtçenin ikinci resmi dil olması isteniyor, birde Anayasaya savaş tazminatı gibi bir madde iliştiriliyor, bu pencereden baktığımda da PKK’nın amacından vazgeçmeyeceğini anlıyorum.
Birde daha vahim bir mesele var, Avrupa Parlamentosunun aldığı karara göre, PKK terörizminin adı “Mücadele” olarak, teröristlerin adı da “aktivist”, yani barış gönüllüsü olarak değiştirildi, bu rapor PKK’nın asıl amacına hizmet eden bir rapordur, PKK’nın uluslararası platformlarda meşruiyet ve resmiyet kazanma amacına hizmet eden bir rapordur.
PKK uluslararası platformlarda meşruiyet ve resmiyet kazanarak, Cenevre Konvansiyonun 3’üncü maddesine göre bölgesinde referandum hakkı kazanmak istiyor, PKK’nın asıl amacı bu ve bu yöne doğru gidiliyor, mesela Sırbistan ve Sudan böyle bölündü.
Ben elbette ki barış istiyorum ama, bunları bildiğim için de kafam karışıyor.
Sen barışa karşı mısın diyenlere bir de Osmanlı örneği verelim.
Osmanlı 1800’lü yıllarda bazı bölgelere özerklik vermeye başladı, Karadağ’a özerklik, Girit’e özerklik, arkasından Balta Limanı Anlaşması Galata Bankerciliği ve Osmanlı’nın hasta adamlık dönemi.
İşte bugünlerde Namık Kemal Osmanlı öldü diye yazılar yazıyormuş, bir gün fırıncı Fettah Efendi “Namık Kemal sen bir yıldır Osmanlı öldü diyorsun ama, Osmanlı yerinde duruyor” demiş.
Namık Kemal’in Fettah Efendi’ye cevabı ise ilginç ” Osmanlı’nın ölümü Oduncu Hasan Ağa’nın ölümüne benzemez, Osmanlı’nın hastalığı 40 yıl sürer, 40 yılda cenazesinin kaldırılması sürer, Osmanlı’nın ölümü akşamdan sabaha olmaz” demiş ve bugün Osmanlı yok, kafa karışıklığımın sebebini bilmem anlatabildim mi?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu