SENİ İÇİMİZE GÖMDÜK

“Satarsın ulan, satarsın açılmamış gonca gülü” Ahmet KAYA
Ölmüş bir çocuk, seçim meydanlarında yuhalatılmış bir anne ve bu eyleme bahane üreten “insani duygu” diyen, özür dilerken bile meydanlarda evlat acısında ki masum insanları yuhalatmak ayıptır diyemeyen bir YAVUZ. Muktedire yaranmak için milyonların sevgilisi Berkin ve onun annesi Gülsüm anayı mı buldun? Muktedire yanaşmanın başka yolu tükendi mi? Bir olay açıklanırken karşısına başka bir olay koyarak açıklama yapılamaz.Hele de bunu insani duygularla hareket edilmiş diyerek YAVUZ hırsız postuna bürünerek 15 yaşındaki çocuğun kemiklerini sızlatmaktır.
Ahmet HAKAN la yaptığı söyleşi de Berkin’i doluyor ağzına, ölüleri diline dolamakta da mahir. Karşılığında güçlüye yaslanmak, vekil sözleri, diziler, reklam filmleri konserler alacaktı. Berkin ve annesinin yuhalatılmasını nasıl bir insani duygu olduğunu döküyordu ağzından, ağzı büyük kocaman ve çenesi bir sırtlanın ki kadar güçlü.
Berkini yere seriyor, etinden kopardığı parçalarla kuyruğunu iki bacağının arasına sıkıştırarak sarayın inine giriyor.Yok öyle insani diyerek bir çocuğun mezarına saldırmak, etinden koparıp saraya sığınmak. Muktedirler başını okşasınlar diye çocuklarımızın kellesini sunmayacağız.
Satın kendinizi, kemiğinize, ciğerlerinize, dalağınıza, bağırsaklarınıza kadar… İçiniz boşaldığında saman doldurulup korkuluk yapacaklar sizi, çocuklar ceplerindeki bilyeleri korkuluğunuza sapanlayacaklar. Acıları, hatıraları, sohbetleri, anıları muktedire kurban edin. İnsanlar yüzünüzü gördüğü yerde size sırtlarını dönecekler. Bir zamanlar elinizi sıkanlar ellerini sabunlu suyla yıkayacaklar. Sarıldıklarınız kokunuz sindi diye elbiselerini çöpe atacaklar. Bedenini satan fahişeler parmakla gösterecek sizleri, halk sizinle yaşadığı ilişkiyi yaşanmamış sayacak. Yaptığınız müzik dinlenilmeyecek, dizileriniz izlenmeyecek. Şiddete kurban gitmiş bir çocuğun bedeni üzerinde tepinen hırsı, ihtirası, kötülüğü insani diye meşrulaştırmak insanlıktan çıkmaktır.
İktidara yaranmak için eğilip bükülme olayında basit bir ilke vardır: işin dozunu kaçırdığında toparlayamazsın. O aşamadan sonra eğilip bükülmek toparlamaya, toparlamak eğilip bükülmeyi engeller. Şu unutulmamalı dalkavukları sadece muktedirler sever. Toplum hiç sevmez. Toplumdan yükselen ses bunu net bir şekilde ortaya koydu.
Berkin, oğulcuğum güzel çocuğum, sızlayan ciğerim… İktidar ve güç zehirlenmesinden doğan vicdan tutulması seni aramızdan aldı. Sana terörist dediler. Anneni seçim meydanlarında yuhalattılar. “RAHAT UYU BERKİN’İM SENİ İÇİMİZE GÖMDÜK.”



