NELERİ BAŞARABİLECEĞİM KONUSUNDA HİÇ BİR FİKİRLERİ YOK

Hedefleri uğruna insanları geçmişte bırakan, onlarca başarısına rağmen tatmin olamayan ve hayattan başardıklarıyla intikam alan insanlardan birisiyim. Ben kim miyim ya da nasıl mı tanınıyorum? Kimilerine göre;
*Türkiye’nin en çok satan kişisel gelişim dergilerinde makaleleri yayınlanan bir öğrenci,
*Kalkınma Bakanlığa bağlı olarak gönüllü eğitim vermiş bir eğitmen,
*Türkiye’de 4. kez ilki gerçekleştirmek amacıyla bilgisayar mühendisliği dalında ‘Yaşamın Mimarisini’ tez olarak yazmaya devam eden 19 yaşında bir gencim. Ayrıca Türkiye’de 4. kez ilkimi gerçekleştirdiğim zamanda 5. kez ilkimi gerçekleştirmek amacıyla matematiksel modelleme sistemine dayanarak tasarlayacağım “Sayıların Denge Kuramını” yazmayı hedefliyorum.
Hâlâ neleri başarırsam başarayım pek çok insan diplomasız bir yere gelemeyeceğimi söylüyor. Onları önemsemiyorum çünkü onlar diplomaları olduğu halde toplumun faydasına olacak başarılara imza atamamış kişiler. Bana sorarsanız insanların hayatlarını değiştirecek bilgileri konferanslarda anlatmak için, dünya hafıza şampiyonu olmak amacıyla sabahlara kadar çalışmak için ve Türkiye’de ilkleri gerçekleştirmek için diplomaya ihtiyacım yok.
Tanıdığım ve her gün tanıştığım insanlara baktığımda ortak noktalarının zaman, zeka ve cesaret hususlarında eksik olduğu kanaatine varıyorum. Dışarıya her baktığımda değerlendirilebilecek fırsatları ve sokaklarda heba olan yetenekli insanları görüyorum. Onlar zamanlarını ve zekalarını boşa harcıyorlar. Kaybolan yetenekli insanlarla aramdaki fark benim binlerce sayıyı hatasız bir şekilde hafızama kaydediyor olmam değil. Hangi şartta olursa olsun savaşmaya yetecek kadar gücü içimde bulunduruyor olmamdır.
3 yıl önce benim için ‘yolun sonuna geldin’ diyen insanların bana karşı acıyarak bakan bakışlarını hatırlıyorum. Onlara sadece ‘Hayır ben öyle düşünmüyorum. Geri dönülmez bir yolda ilerliyorum ama benim için yol bitmedi. Ben ne zaman bitti dersem ancak o zaman biter’ dediğimi ve sonra neleri başardığımı hatırlıyorum. Şimdi de her gün kendime: ‘daha da önemli bir konumda olsaydım ne yapardım’ diyorum ve sabahlara kadar çalışmaya devam ediyorum. Başarmaya devam edebilirim ama mutlu olduğumu söyleyemem. Mutsuzum ve gerçek şu ki ben mutsuz olmayı hak ediyorum. Belki aradığım mutluluğu bulabilirim düşüncesiyle her seferinde daha çok çalışıyorum ve her hedefime vardığımda bir hayali daha geride bırakıyorum. İnsanların bana değer verdiklerini görüyorum ama başarısız olduğum zamanda verdikleri değeri geri alacaklarını da bildiğim için başarısız olmak istemiyorum. Başarısız olmak istemediğim içinde bundan sonra hayatımdaki bir günün bile boşa geçmesini istemiyorum. Yolun sonuna geldiğimi düşünen insanlar içinde ‘benim neleri başarabileceğim konusunda hiçbir fikirleri yok’ diyerek satırlarıma son veriyorum.
Abdulkadir TAMİR



