MESCİD-İ NEBEVİ YORUMUNA SİTEMLER

Ben aslında iki yıl önce yazarlıktan emekli olmuştum, ressen mi emekli olmuştum, malülen mi emekli olmuştum, yada olağan bir emeklilik miydi bende pek anlamış değilim, ama bir şekilde emekli olmuştum.
Bazı dostlarım, ne duruyorsun Mescid-i Nebevi yıkılıyormuş, gün bugün kalemini salla bakalım dediler ve ihtiyat askeri gibi beni göreve çağırdılar ve bende dostlarımı kıramadım, iki yıl aradan sonra “Mescid-i Nebevi de Neler Oluyor” başlığıyla ile Mescid-i Nebevi yıkılıyor haberini yorumladım.
Mescid-i Nebevi yıkılıyor haberini yorumladım ama, okurlarımdan üç sitem aldım.
Sitemlerden birisi “Sen İstanbul’daki Eyüp Sultan’ı nasıl Medineli yaptın ve Peygamber Efendimizi nasıl Medine de Eyüp Sultan’ın evine misafir ettin” sitemi.
İkinci sitem, Mescid-i Nebevi yorumlanırken bu yorumun içinde Fahrettin Paşa neden yer almadı sitemi.
Üçüncü sitem ise, İslami bir konu içerisine Atatürk’ü neden sokuşturdun sitemi.
Madem ki rahat durmadım, ihtiyaten kalem salladım, okurlarımın sitemlerine de bir açıklık getirmem gerekiyor.
Medine’de Peygamber Efendimizin evinde misafir olduğu Eyüp Ensar-i ile İstanbul’daki Eyüp Sultan türbesinde yatan Eyüp Sultan aynı kişi.
Eyüp Ensar-i Peygamber Efendimizin ağzından ‘İstanbul ne güzel bir şehir, İstanbul’u fetheden komutan ne güzel bir komutan’ sözlerini ilk duyan kişilerden birisi, Fatih’in İstanbul’u Feth’inden yıllar önce Emeviler döneminde, Emevi askerleriyle birlikte İstanbul’u fethetmek üzere İstanbul’a gelen ve şehit düşen bir Allah dostudur ve ölümünden sonra Osmanlı’lar tarafından Eyüp Ensar-i’ye Sultan ünvanı verilmiştir.
Fahrettin Paşa meselesine gelince, Fahrettin Paşa Osmanlının son döneminde Osmanlı’nın Hicaz bölgesi komutanıdır.
Fahrettin Paşa, Lavrensli ve Şerif Hüseyin destekli İngilizlere karşı Medine’yi Müdafaa etmek için uzun süre direnmiş, aylarca İngiliz kuşatmasında kalan Fahrettin Paşa ve Osmanlı askeri aş ve ekmek bitince günlerce çöl çekirgesi yiyerek hayatını idame ettirmiş ve Fahrettin Paşa İngiliz askerine karşı direnirken “Ben yarın Allah’ın huzuruna Peygamberin mescidini ve Peygamberin mezarını İngilizlere teslim eden birisi olarak çıkmak istemiyorum” diyerek İngilizlere karşı direnişini sürdürmüş, Fahrettin Paşa’nın ümidi kırılınca da Medine’deki kutsal emanetleri bir trenle İstanbul’a yollamış, eğer Fahrettin Paşa olmasaydı bugün Topkapı müzesindeki kutsal emanetler Londra müzesinde olacaktı.
Fahrettin Paşa’nın sonu ne olmuş meselesine gelince, çemberi daraltan İngilizler bir ağ ile Fahrettin Paşayı yakalamış ve Fahrettin Paşayı esir almışlar ve İngilizlerin Fahrettin Paşayı esir almasıyla birlikte Osmanlının Hicaz bölgesindeki varlılığı sona ermiş.
Atatürk’ü İslam-i bir konu içerisine neden sokuşturuyorsun sitemini ise gerçekten anlayabilmiş değilim.
Sevr anlaşması sonrası işgal edilen ve parsellenen bu vatanın kurtuluşunda çok büyük bir rol oynayan, Diyanet İşleri Başkanlığını kurduran, Hamdi Elmalı’ya Kuran-ı tevsir ettiren Atatür’ü İslamdan ayrıştırmayı düşünmek anlaşılır gibi değil .
Bugün Türkiye özgürse, minarelerden ezan sesleri yükseliyorsa, Kuran okunuyorsa, sitemciler kusura bakmasınlar ama, Atatürk’ün bunda hiç mi rolü yok.
Eğer Atatürk’e tepki Saltanatı neden kaldırdın tepkisi ise, eğer Saltanat devam etmiş olsaydı, bu gün Çankaya’da ve Başbakanlık konutunda başkaları oturuyor olacaktı.
Eğer Atatürk’e tepki Halifeliğin kaldırılması ise, Osmanlı halifesi İngiliz donanmasının kuşatmasına alınmış, İslam coğrafyasında Halifeye bağlılık bitmişti, aslında halifelilik kendiliğinden lağvedilmişti.
Ankara meclisinin halifeliği lağvetme meselesine gelince, aslında Ankara meclisi kendiliğinden lağvedilen halifelilik meselesini lağvetmekten ziyade rafa kaldırmış.
Halife İngiliz donanmasının kuşatması altında, Halife’nin ordusu da İslam coğrafyasında Şerif Hüseyin İngiliz işbirliğiyle arkadan vurulmuş, ortada Halifede yok, Halifelikte yok, sen Atatürk’ten ve Ankara Meclisinden neyin hesabını soruyorsun.
Sen hesap soracaksan,Cihan İmparatorluğu Osmanlıyı bitirenlerden hesap sor, sen hesap soracaksan İslam coğrafyasını İngilizlere peşkeş çekenlerden ve Halifelik makamını İngiliz kuşatması altına sokanlardan hesap sor.
Ama birileri mutlaka Halife olmak istiyorsa, bazı hukuk yorumcularına göre, meclis raflarına kaldırılan halifelik meselesi bir şekilde meclisin uhdesine bırakılmış, al sana çıkış yolu.
Anlayana sivri sinek saz misali Atatürk sitemini de böyle cevaplamış olalım.



