LOĞOĞLU:”AYDIN BİR TÜRK KADINI OLARAK HİZMETE HAZIRIM”

MHP Osmaniye milletvekili aday adayı olan Prof. Dr. Elif Loğoğlu, Kadirli’de görev yapan basın çalışanları ile basın toplantısında kendi tanıtımını ve yapacağı hizmetleri anlattı.
Sumbas Yolu üzerindeki Yasdıoğlu Restaurant’ta sabah kahvaltısında basınla bir araya gelen Prof. Dr. Elif Loğoğlu, kendi tanıtımı konusunda şunları söyledi:
1969 yılında Osmaniye’nin Kadirli ilçesi Yukarı Bozkuyu Köyü’nde doğdum. İlkokulu Yukarı Bozkuyu Köyü’nde, ortaokulu ve liseyi Kadirli’de tamamladım.
1991 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya bölümünü birincilikle bitirdim. Yüksek Lisans ve doktoramı biyokimya alanında yaptım, 2006 yılında Doçent, 2012 de ise Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü’nde Profesör oldum.1998-1999 yılında Northwestern/Chicago Üniversitesi’nde ziyaretçi Bilim adamı olarak çalıştım. Alanımla ilgili çok sayıda Uluslararası ve ulusal makaleler ve kitaplar yayınladım.
Uzun yıllar Türk kadını ve toplumsal rolü, aile ve bireye dayalı sivil toplum çalışmalarında bulundum. Bu manada; 2009-2012 yılları arasında Gazi Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma Merkezi Müdürlüğü yaptım. Ayrıca Kadirli Eğitim ve Kültür Vakıf’ın(KAVAK) kurucu üyeliğini, Kadın Hareketi Derneği’nin kurucu üyeliğini yaptım, 2008 yılından buyana da Genel Başkanlığını sürdürüyorum.
Kadınla ilgili siyasi, sosyolojik ve psikolojik her konuda, kadının yerelden genele daha güçlü hale getirilmesi adına kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, TBMM çatısı altında pek çok etkinlik düzenledim. Kadını toplumda görünür kılmak adına inanç ve toplum referanslarından beslenen politikaların, hakların savunucusu oldum, haksızlıkların karşısında yer aldım, taraf oldum. Bir sivil toplum gönüllüsü olarak, toplumda çocukların, gençlerin ve özellikle engelli bireylerin de sesini duyurmak adına sayısız etkinlik düzenledim, bu konularla ilgili Avrupa Birliği ve Ankara Kalkınma Ajansı destekli projeler gerçekleştirdim.
Ömrümü vakfettiğim aile, kadın, toplum ve engelli bireyler konusundaki çalışmalarımın yanı sıra özellikle gençleri ve çocukları pençesine alan uyuşturucu ile mücadele konusunda Barolarla birlikte çalışmalar yaptım. Çukurovalılar Derneğinin yılın sivil toplum kuruluşu seçilen Kadın Hareketi Derneği adına ödül aldım.Aynı zamanda Türk kadınını en iyi şekilde temsil ettiğim için, pekçok kurum ve kuruluş tarafından “yılın başarılı kadını” ödüllerine layık görüldüm.
Ekmek Üreticileri Derneği’nin Yönetim Kurulu üyeliği ve Genel Koordinatörlüğü’nü de yürüttüm.BENGÜTÜRK Televizyonu’nda “Kadın Hareketi” adlı programları yaptım.
Milliyetçi Hareket Partisi resmi internet televizyonu olan ALPTÜRK TV’de “Kadın ve Toplum” adlı programı yapmaya devam ediyorum.Bu program ile kadınların her alanda üstlendikleri görevleri, problemleri ve özellikle Türk aile hayatında kadının sorumlulukları ve çocuk ilişkileri kapsamındaki konuları dile getirilmekte ve çözüm önerileri sunulmaktadır..
İyi derecede İngilizce biliyorum, Hakkı LOĞOĞLU ile evli ve iki çocuk annesiyim.
Muhalif seslere, Biat etmeyen düşünceye, Farklı düşünene ve iktidarın kabahatini seslendirene tahammülün kalmadığı bir zamanda; Gazeteci olmak gerçektende zor. Düşünen ve üreten olmak ve bir o kadarda kadın olmak çok daha zor. Mevlâ’m size de bize de kolaylıklar versin diyerek konuşmama başlamak istiyorum. Bugüne kadar özgeçmişimde de belirttiğim gibi birçok görevde bulundum, Türkiye’ye hizmet ettim ve önemli deneyimler kazandım. Hizmet aşkıyla, bundan sonra ilimizin ve Türkiye’nin her alanda yapacağı atılımlarda daha aktif rol almak istediğim için MHP’den milletvekili aday adaylığımı açıklıyorum. Osmaniye’nin Ankara’daki sesi olmak için, Fakirin, yoksulun, garibanın onu incitmeden yardımına koşabilmek için.Temsilde adaletin sağlanması, katılımcı yönetim anlayışı ilkesine uygun geniş bir kesimin iradesine teslim olmak için, Asil milletimizin, vekili karşısında ezilmeden ona verdiği vekaleti sorgulayacak şekilde bir vekalet sözleşmesine, bir protokole imza atarak siyasete kalite getirmek ve diğer siyasi partilere örnek olmak için, Ülkemizin sürüklendiği, ihanet, inkar ve yolsuzluk bataklığından kurtarılmasına Osmaniye ilimizden katkı sağlamak için.Ülkemizin içinde bulunduğu açmazdan kurtarılmasına destek vermek, zarar gören kardeşliğimizi perçinlemek, yıpranan değerlerimizi onarma projesine katkı verebilmek için .Kendisini Devletine ve Milletine adamış gönül erleri gibi siyasete kalite getirebilmesini sağlamak için. Kendisi için değil, vekaletini üstlendiği toplum adına siyaset yapan insanların, bu arenada var olabilmesi için, Necip Milletimize umut olabilmek, Bu cennet vatanı bizlere emanet bırakan muhterem ecdadımızı ve aziz şehitlerimizi manen huzurlu kılabilmek için, Toplumun bütün kesimlerinin ortak sesi olabilmek için, toplumda sesi ve desteği ile aday adayı oldum.
Osmaniye’nin gelişmesi ve kalkınması; Milliyetçi Hareket Partisinin onlarca yıl önce vizyonuna koyduğu Büyük Türkiye hedefine giden yolda önemli bir kilometre taşıdır. Çünkü Osmaniye ili ülkülerin ve Çukurova’da söylenen kahramanlık türkülerinin memleketidir.
Osmaniye ilimiz, lider ülke Türkiye için motor görevi yapacak her türlü potansiyele sahip olmasına rağmen, her dönem ihmal edilmiş ve kaderine terk edilmiştir.
Güzel Osmaniye’mizin sorunlarını ve çözümlerini biliyorum. Bu minvalde;
24 yılı aşkın süredir edindiğim Devlet tecrübesini, milletimizin menfaatine sunmak için, Osmaniye ilimizin makus kaderini yenip, öncelikle kalkınma projelerini başlatmak için,
Bu kutsal göreve hazır olduğumu bildirmek için, Bizlerin haklı davasını haykırma noktasında çok emeği bulunan siz değerli basın mensuplarımızın huzurunda bu kararımı açıklamak istedim.
Hepinizin bildiği üzere bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.
Bizler bu tarihi emeğin, ekmeğin, üretimin temsilcileri, analık, eşlik, kadınlık kimliğinin sahibi analarımızın, kızlarımızın, hanımlarımızın kabul edilmiş resmi bir günü olarak görüyoruz.
Lakin bizim inanç değerlerimizde, töremizde, geleneğimizde baş tacı saydığımız kadınlarımızı ve onların dertlerini tekbir günde konuşup geri kalan 364 günde şikayetçi olmak, dövünmek, çaresizmiş kalıplarla hareket etmek yoktur. Türk kadını güçlüdür.Türk kadını liderdir.Türk kadını aydındır.Türk kadını üretkendir. Türk kadını çözümsüz değildir, çaresiz değildir. Çünkü Türk kadını hiçbir medeniyetin sahip olamadığı değerlerle bezelidir.
TÜRK KADINI ANADIR, EŞTİR, KARDEŞTİR, KARINDAŞTIR.
Durum böyle iken yaşamış olduğumuz problemlerin kadın olmaktan değil, insan olamamaktan, insana kıymet verilmemesinden kaynaklandığına dikkat çekmek isterim.
Özellikle son 12 yılda AKP tarafından “pozitif ayrımcılık” denilerek kadınlar lehine sunulan düzenlemelerin yanlış olduğu, toplumda ayrışmaya neden olduğu, şiddeti ve cinselliği körüklediği çok açıkça görülmektedir.
Durum böyle iken ve kadın cinayetleri, şiddet olayları, tecavüz vakaları, çocuklara karşı işlenen suçlar günden güne ağırlaşmış vakalarla seyrederken kadın ve aileye yönelik ciddi tedbirlerle karşımıza çıkmayan iktidar hiçbir şekilde suçluluk duymamaktadır. Toplumumuzda çocuk istismarı ve töre cinayetleri bambaşka boyutlarda devam etmektedir.
Özellikle ülkemizin bir bölümünde “çocuk gelin” vakalarının büyük bir bölümünün ya intihar ya da töre cinayetleri ile sonuçlandığını görmekteyiz.
Medyanın kadın, aile ve çocuk üzerindeki tahripkar yayınları karşısında, 3. Sayfa haberlerinin özendiriciliği karşısında herhangi bir tedbir alınmadığını da görmekteyiz. Bahsedilen bu vakalar karşısında zaten darmadağın ve büyük bir baskı altında olan hukuk sistemi özellikle şiddet ve tecavüz vakalarında “ tahrik indirimi” denilen ama vicdanları kanatan, asla adil olmayan indirimlere gitmekte, dahası insanların yaşam biçimlerine giyim kuşamlarına göre “tahrik” unsurları üreterek, mağdurları daha da mağdur hale getirmektedir.
Toplumumuzda çalışan kadınlarımızın da pek çok problemi bulunmaktadır.
Hazırlanmış olan Aile Paketi gerçeklerden ve uygulamadan uzaktır.
Kadını anne olmak ya da kariyer yapmak arasında zorlamaktadır.
Özellikle özel sektör işverenlerine “kadın istihdamı”nı yok etmek üzere koz vermektedir. Kadınların istihdam alanları giderek daraltılmakta, kadın sadece “üreme”aracı gibi lanse edilmek istenmektedir.
Kadınlarımızın “analık vasıfları” bizler için de çok kutsaldır. Ancak çalışma isteyen ya da çalışmak zorunda olan kadınların kendileri ile ilgili kararlarını kendilerinin vermelerine izin verilmemekte, baskıcı, dayatmacı bir zihniyet ile yaşamlarına müdahale edilmektedir. İşyerlerinde kadınlara yönelik ciddi mobbing vakaları görmezden gelinmektedir.
Milliyetçi, manevi duyguları yüksek bir çağdaş, aydın bir Türk kadını olarak, özelde kadınlarımızın, gençlerimizin, çocuklarımızın, genelde ise kendi insanımızın problemlerini duyurabilmek, çözüm üretmek, çözüm ortağı olabilmek için Milliyetçi Hareket Partisi’nden milletvekili aday adayı oldum.
Prof. Dr.Elif Loğoğlu, konuşmasını “Hayatımı ve mesleki yaşantımın büyük bir bölümünü vakf ettiğim kadın sorunları, gençlerin-çocukların gelecek planlamaları, engelli kardeşlerimizin toplum içerisinde imkanlara erişimlerinin diğer bireyler gibi olması konularında yapmış olduğum çalışmaları, içinizden biri olarak, bu toprağın insanı olarak Parlamentoya taşıma, sizlerin temsilcisi olarak orada bulunma arzumu bir kez daha beyan ederim. Gayret bizden, netice Yüce Allah’tandır” diyerek tamamladı.



