Leman İnal’dan “TAZE BİR GÜN GİBİ”…

Yazar Leman İnal, yeni çıkardığı “Taze bir gün gibi” adlı kitabı için hazırlan imza gününe katıldı.
İnal, Kadirli Belediyesi kültür Merkezi’nde düzenlenen imza programı sonrası yaptığı açıklamada, edebiyatı çiçekli bir bahçeye, yazarını ise bal toplayan bal toplayan bal arılarına benzettiğini söyledi.
Kadirli’de bulunmaktan dolayı çok mutlu olduğunu ifade eden İnal, kitap ve hayatı ile ilgili olarak şunları anlattı:
“Ben edebiyatı bin bir çiçekli bahçeye benzetiyorum. Yazarları da bal toplayan bal arılarına… 1975yılında Kahraman Maraş Afşin ilçesinde doğdum. Eğitim yıllarında çeşitli okullarda okudum. Öğretmen çocuğu olmanın bana kattığı şeyler: Kitap okumak ve yazmaktı. O ilk gençlik çağlarımda yazdığım öyküleri biriktirir sonra beğenmez kâğıtları buruşturup çöpe atardım.
Sonra gider çöpten onları geri alır tekrar okurdum. Yazma evresi böyle başladı. Ben her şeyden önce iyi insan olma çabasını öğrendim. Okuma alışkanlığı babamdan kalan mirastır.
Anadolu üniversitesi Ev Ekonomisi mezunuyum! Konuşmadan, duygularını küçük bir kızken mutlu, öfkeli, kızgın hallerini de çizerek ve yazarak anlatma gibi bir gayretim vardı hep.
Elbette bunu keşfetmem uzun yıllarımı aldı. Okumak ile dostane ilişkilerim oldu…
Yazmaya sevdalı!
Aslında her şey okumakla, okuduklarını anlamak ve anladıklarını paylaşmakla başladı. Bir cümle öğrenmek için bir kitabı hazmetmek çok etken bu aşamaya gelmesinde… Yazmak duyguların onda şekil almış hali! İç sesimin fısıldadığını yaşam tarzı olarak görenlerdenim. Doğru ve mantıklı adımlar atmayı, problemlere çözüm yollarını yaşayarak öğrendim…
İlk yazılarımı hafızama yükleyip yazmıştım, hatıralar, anılar, duyguların karıştığı yazılardı. Fakat bilinenlerin öteki tarafına geçilmiyordu. Görmeli, konuşmalı hayatlarına karışmalıydım. Duyguları hırsızlayıp, empati kurmalıydım. Evet, yazma fikri böyle ortaya çıktı.”
İnal, “TAZE BİR GÜN GİBİ” isminin ne anlama geldiğini, kitabın okura neyi anlattığını ise şu şekilde ifade etti.
“Taze Bir Gün Gibi, kitabının öykülerini toparlamak öyle kolay olmadı. Kırlara, bayırlara, çimenlere, alacakarganın yuva yaptığı meşenin dibine, kınalı kekliklerin yuva kurduğu kızılçamın köküne gittim. Kâh, çiğdem çiçeği topladım, kah Nergiz… Hepsi de bir birinden narin çiçeklerdi. Döndüm dolaştım geldim, kutsal Armut Ağacı’nın gölgesine, iki genç âşık oturmuşlar yeryüzüne sevda çiçeği ekiyorlardı toprağa. Sarmaş dolaş el eleydiler, bi ara beni gördüler ve utandılar, yüzlerindeki al al olmuş masumiyetleri kızardı.
Sordum sarıçiğdeme “kimlerdir bunlar “diye. “Biri yer biri yağmur” dedi. Anladım ki doğa ve insan bütünleşmiş.
Ufukta bir gökkuşağı gördüm, taze yağmurların ardından yeryüzüne doğru uzanan, birde baktım ki: “TAZE BİR GÜN ”doğuyor. Her yer kızılçamın, mor meşenin ardı gibi, aydınlık ve ferah…
Özlem biriktiren her insan gelecek düşler, Taze Bir Günü, hayal eder. Bu kitap bizim düşlerimiz, doğanın vicdanı, insanın sevdası, gökyüzünün merhameti.
Bu kitapta ki: Öyküler bir örgünün nakışları gibi öyle desen desen, bu toprağın, insanının özlemlerinden oluştu… O yüzden kırlarda dilek toplar gibi topladım bu öyküleri.” Menderes Özat



