Siyaset

KADİRLİ AK PARTİ SEÇİM İRTİBAT NOKTASI VE SEÇİM BÜROSU AÇILIŞI YAPILDI


BAKAN YANIK “ BU SEÇİM TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ OYLAYACAĞIMIZ SEÇİM”
Aila ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve Ak Parti Osmaniye Milletvekili Adayı Derya Yanık Kadirli Seçim bürosu ve Seçim İrtibat Noktasının açılışında yaptığı konuşmada 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Türkiye’nin geleceğini olacağız dedi.
Kadirli Seçim Bürosu açılışına Aile Sosyal Hizmetler Bakanı ve Ak Parti Osmaniye Milletvekili Adayı Derya Yanık, Belediye Başkanı Ömer Tarhan, Ak Parti Osmaniye İl Başkanı Servet Ali Bekiroğlu, MHP Osmaniye Milletvekili Adayı Doç.Dr Hakan Hakkoymaz, Sumbas Belediye Başkanı Zeki Demiroğlu, MHP İlçe Başkanı Severtürk Demirci ile kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı.
Açılışta konuşan Bakan Yanık “Bugün burada sizlerle beraber olmak, bu güzide kalabalığın önünde olmak benim için hakikaten çok başka bir anlam ifade ediyor. Çok da duyguluyum bir tarafıyla. O yüzden arada konuşurken teklersen, duygulanırsam, lütfen beni bağışlayın. Hepinize çok çok teşekkür ediyorum. Seçim İrtibat Noktamızın ve seçim büromuzun beraber açılışı için bir aradayız. Ve inşallah seçim çalışmalarımızı 14 Mayıs’a kadar hep beraber Cumhur İttifakı olarak Kadirli’mizde ve Osmaniye’mizde çok güçlü bir biçimde icra edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızı bugüne kadar Osmaniye’den aldığı en yüksek oy oranıyla cumhurbaşkanı olarak seçtireceğiz. Cumhur İttifakı olarak da meclisimize 4-0 milletvekillerimizi göndereceğiz.
Kadirli bugüne kadar her zaman devletimin, milletimin yanında yer aldı. Her mücadelede, her cephede, herkesten önce koştu. Yine Allah’ın izniyle 14 Mayıs seçimlerinde en yüksek oy oranlarından birisini de buradan çıkaracağız. Benim bundan en ufak kuşkum yok. Çünkü bu seçim önemli. Niçin önemli? Ben size bir sürü şey anlatabilirim. Biraz da bahsedeceğim ama en son noktadan başlayayım.
PKK terör örgütünün halkla ilişkiler bürosu gibi çalışan bir siyasi parti var. Masanın da gizli ortağı biliyorsunuz değil mi? Alttan üstten çıkıyor, yandan çıkıyor. Onun eski genel başkanlarından birisi. Daha dün yeni düştü medyaya. Diyor ki bu seçim bizim için varlık-yokluk seçimi. Kırk yıllık emeklerimizin alacak mıyız, almayacak mıyız? Nedir o 40 yemek? Terör örgütünün bizim insanımızı, gençlerimizi tek tek hayatlarını terör örgütünün 40 yıldır insanımızın canına kastetmesi, emek dediği şey bu. Ve bunun sonuç alıp almayacağını bir ölüm-kalım meselesi olarak görüyor. 40 senedir bu memleketin canını yakan, toprağa gencecik fidanlarımızı döken, en çok şehit veren il Osmaniye işte biliyorsunuz. Her operasyonda Kadirli’den, Osmaniye’den bir tane şehit düşer mi? 40 senedir bu milletin canıyla kanıyla dünyanın parasına aktardığı mücadele ettiği terör örgütünün varlık yokluk savaşı olarak gördüğü bir seçimden bahsediyoruz. O yüzden hepimiz neyin nerede, nasıl duracağımızı bugün daha iyi idrak ediyoruz.
Bu seçim Türkiye’nin geleceğini oylayan bir seçim. Biz hiçbir seçime kolay girmedik. Bakın burada teşkilattan arkadaşlarımız var. Hangi şartlarda geldiğimizi ben size şöyle bir kısacık hatırlatayım. 2002 seçimleri ben de İstanbul kurucu il yönetim kurulu üyesiydim. Cumhurbaşkanımız o zaman da genel başkanımız, siyaseten yasaktı. Parti yeni kurulmuş. Ve ne olacağı belli değil. Kazansak bile Başbakan olamayacak. O günkü seçime göre başbakan olamayacak bir genel başkan var. Ama buna rağmen biz canımızın dişimize takarak adeta hiçbir zaaf göstermeden, kaybetmeyi asla düşünmeden çalıştık ve kazandık. Kampanyayı da hatırlatayım size. Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız o zaman 3 Kasım 2002 seçimlerinde ne vaat etmişti millete? 99, 2000, 2001 krizleri peş peşe devalüasyon, işte yüzde 3 bin enflasyon oranları, kitapçık fırlatmalar, koalisyon kaosları.. Ne demişti? Dedi ki ‘3 yıl benden bir şey beklemeyin.’ Tabloyu hatırlayın lütfen. Kendisi milletvekili olamayan, milletvekili olamayacağı için Başbakan olamayacak, yeni kurulmuş bir senelik ancak var-yok bir parti. Seçime gidiyor ve millete diyor ki üç sene bizden bir şey beklemeyin. Kemerleri sıkmaya devam edeceğiz. Ve ancak üç senenin sonunda belki bir rahatlama olabilir. Millet ne yaptı? Millet dedi ki, ‘ben senin dürüstlüğüne güvendim. Sen doğruyu söylüyorsun. Bana hayal satmıyorsun. Bana gerçeği söylüyorsun’ dedi. AK Parti’yi tek başına iktidar yaptı. Hem de neredeyse anayasayı değiştirecek çoğunlukla iktidar yaptı. Nitekim 2005’den sonra gözle görülür bir iyileşme, ferahlama başladı. Peki, müesses nizam bize teşekkür mü etti? Hayır. Ne yaptı? 2007 seçimlerine parti kapatmanın da gölgesinde gittik. Parti kapatma davası. Bütün yöneticilerinin yeniden siyaseten yasaklanmasının gölgesindeyiz. Millet dedi ki ‘seni kurda kuşa yönetmem, senin arkandayım, sen yeter ki doğruyu yapmaya devam et.’ Güçlü bir biçimde destekledi. 2007’den 2011 genel seçimlerine kadar çok ciddi bir hem insan haklarında hem demokratikleşmede hem ekonomik gelişmelerde önemli bir yol aldık.
2011 seçimlerine nasıl gittik? Müesses nizan bugün vesayet sistemini Türkiye düşmanlarıyla, terör örgütleriyle kol kola gidenler o zaman da teşekkür mü etti, hayır. Ne yaptılar? Ordu göreve pankartlarının gölgesinde gittik 2011 seçimlerine. Mitingler düzenlediler. İstanbul’da, Ankara’da büyük şehirlerde. Pankartlar taşıyarak vesayet sistemini yeniden önümüze çıkarmaya çalıştılar. Millet dedi ki seni yedirmem. Yeter ki doğruyu yap, desteklemeye devam.
Yine IMF’ye borcumuzu 2012’nin sonu 2013’ün başı itibariyle tamamen ödedik. Hiçbir borç kalmadı. Milli gelir kişi başına 12 bin doların üzerine çıktı. Ne oldu? Gezi olaylarını çıkardılar. Gezi olaylarının ölçülebilen maliyeti 100 milyar dolardır. Bugün hala özgürlük diye pazarlıyorlar o terör hareketini. O kargaşayı. Onu da toparladık. Sonuçlarını ortadan kaldırdık. Ne oldu? 2013’de 17-25 Aralık operasyonlarıyla yargı eliyle bu millete operasyon çekmeye, siyaseti dizayn etmeye çalıştılar. Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşuyla onu da bertaraf ettik. Ne oldu? 2015 seçimlerine geldiğimizde bugün PKK terör örgütünün varlık sebebi olarak gösterdiği, geçmişteki hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasını ortadan kaldırmak için bu millet canını dişine taktı. Terör örgütüne yaptığını bir tarafa koyarak dedi ki ‘artık bu terörü bitirelim. Terörü besleyen sebepleri bitirelim.’ Çözüm süreci. Ne yaptı terör örgütü? Dedi ki ‘ben senin uzattığın eli kırıyorum. Yeniden gidip vesayet odaklarına teslim oluyorum. Ülkeyi bölmek için, milleti bölmek için uğraşanların tekrar taşeron olmaya gönüllüyüm’ dedi. Ve çözüm sürecini bitirdi. Biz 2015 seçimlerine çukur terör eylemlerinin gölgesine gittik. Onu da bertaraf ettik. 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi. Hainlerin bir kısmı bu milletin üzerine kurşun yağdırdı. Bunu da bu millet bertaraf etti. Göğsünü siper ederek bertaraf etti. Biz bütün bu siyaset yolculuğunda sadece bir yere yaslandık AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak sadece bir yere yaslandık. Sayın Cumhurbaşkanımızın kendini istinat ettiği tek bir nokta var. Allah’ın yardımı, milletin teveccühü. Milletin teveccühünden başka bir yere yaslanmadık. Hiçbir yerden destek almadık, hiçbir yere güvenmedik.
Diyorlar ya, ‘şunu yaparsak Avrupa bize aferin’ diyecek. Bir kısmı da maalesef AK Parti’nin içinde siyaset yapmış arkadaşlar bunlardan. Biz bu milletin has evlatları, milli duruşu olan evlatları kimseden aferin beklemiyoruz. Kimsenin aferinine de ihtiyacımız yok. Dolayısıyla biz sadece millete dayandık. Sadece milletin teveccühünü bekledik. Sadece milletin verdiği yetkiyi kullandık. Başka bir yerden yetki beklemedik. Başka bir yerden yetki almadık. Başka bir yerin yetkisine tenezzül etmedik, tamah etmedik, etmeyeceğiz de. Yine millet var arkamızda. Evelallah yine Cumhur İttifakı’nın Sayın Cumhurbaşkanımızın arkasından millet yürüyor. Beraber yürüyeceğiz. Beraber yürüteceğiz yine bu yolculuğu.
İnsan kaynağıyla, verimli toprağıyla, vatanseverliğiyle, vatanın müdafaası söz konusu olduğunda herkesten önce koşan cengaverliğiyle Kadirli yine Cumhur İttifakı’nı yalnız bırakmayacak. Yine cumhurbaşkanımızı yalnız bırakmayacak. Yine bizi yalnız bırakmayacak. Kadirli kendi evlatlarını yalnız bırakmadı ve bırakmayacak.
AK Parti’nin 20 senelik siyaset yolculuğu, iktidar yolculuğu tam bir hizmet yolculuğudur. 20 senenin başından bugüne anlatmaya kalksam herhalde bu toplantı bir kaç gün daha sürmesi lazım. Size sadece son 5 günü anlatacağım. Sadece son 1 hafta. Şöyle hatırlayalım, Dün neyi devreye aldık? Altay Tankını. Bundan 15 sene öncesine kadar savunma sanayi ürünlerini almak istediğinizde bize satmak isteyen ülkeler, ‘şurada kullanabilirsin, şurada kullanamazsın, şuna karşı kullanabilirsin, buna karşı kullanamazsın’ diyordu. Yahu biz zaten terörle mücadele için alıyoruz. Sen bana teröre karşı kullanma imkanını tanımıyorsun.
Elimi kolumu bağlayıp biraz amiyane olacak ama taşları bağlayıp köpekleri üzerime salacaksın ve ben aldığım tankı, topu kullanamayacağım. Bu günlerden geçti bu millet. Şimdi tankımızı kendimiz yapıyoruz. Bitti mi? Hayır. Bir gün önce ne yaptık? TCG Anadolu, doğal gaz var arada. Karadeniz doğal gazını çıkardık. Artık evlerde, iş yerlerinde kullanmaya başladık. ‘Yapamazsınız’ diyorlardı. ‘Nerede bu doğal gaz bizi kandırıyorlar yok öyle bir şey’ diyorlardı.
Bir tanesi geçen diyor ki ‘ya bu Rus gazı mı acaba boruyla mı getirdiler.’ Allah’tan korkun ya. Gazı çıkardık. Şimdi artık kullanıma verdik. Bir senede ocakta ve su ısıtmada kullanılacak doğal gaz bütün millete bedava. Hayırlı uğurlu olsun. Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ne diyor? ‘Biz de elektriği bedava yapacağız. Nasılsa güneş bedava’ diyor. Hakikaten gülünecek şey de gülemiyorsun. Adam cumhurbaşkanı adayı. Madem öyle belediyeleriniz var. Bir sürü büyükşehir belediyeleriniz var. Yapsın onlar güneş enerjisinden elektrik. Niye yapmıyorsunuz? Bedava verin Ankara’ya, İstanbul’a, Adana’ya. İzmir, senelerdir sizde. Niye yapmıyorsunuz da millete elektrik faturası öğretiyorsunuz. Bu kadar gerçeklerden uzak bu kadar milleti saf yerine koyan bir saygısızlıkla karşı karşıyayız.
Ondan önce ne oldu? Togg’u artık sokaklarda görüyoruz. Kadirli’ye geldik. Artık bütün sokaklarda inşallah önümüzdeki günlerde Togg’u görmeye başlayacağız. İHA’larımız, SİHA’larımız, TİHA’larımızı kendimiz yapıyoruz. Bakınız insansız hava aracı. Bir tane İHA almak için bundan 15-20 sene önce bu teknolojiyi geliştirmiş olan ülkelere adeta yalvarırdık. Bugünkünün on katı, yirmi katı maliyetinde, canı isterse verir, canı isterse vermez. İkinci daha önemli bir şey var. Yazılımı da onların. İsterse manipüle de edebilir, ettiler de. Yani senin kontrolün altında da olmayan, isterse başka bir yere de uçurabilir. Şimdi ne oldu? Şimdi kendimiz üretiyoruz.
Bir ara tam böyle tilki ulaşamadığı üzüme koruk der misali. ‘Efendim bunlar her yerde, marketlerde bulunan dronelar’ diyorlardı hatırlarsanız. Ama dünyanın bütün prestijli yayın organları, uzmanları ‘Türk İHA’ları, SİHA’ları dünyadaki savunma denklemini değiştirdi’ diyor. Bütün denklemi değiştirdi.
Pandemi dönemi, bundan üç sene önce birdenbire dünyanın her tarafını saran bir kovid salgınıyla karşı karşıya kaldık. 100 binin üzerinde vatandaşımız canını kaybetti kovidden dolayı. Dünyada da sanıyorum 50 küsur milyonun üzerinde insan hayatını kaybetti. Bütün tedavi süreci, en başından en sonuna. Yoğun bakım tedavileri de dahil olmak üzere. Çok masraflı bir tedavi olmasına rağmen bir tek kuruş vatandaşımızdan alınmadı. Aşılar ücretsiz yapıldı. Sonra yine pandemi döneminde çalışmayan iş yerlerine hükümetimiz dedi ki aman işlerini kapatma. Aman işçiyi çıkarma. Millet per perişan olmasın çoluk çocuk. Ne yaptı? Kısa çalışma ödeneğiyle yani özel sektörün işçi maaşını devlet ödedi. Baba devlet ne zaman oldu? AK Parti iktidarıyla oldu. AK Parti iktidarıyla, devlet ve millet tam bir et ve tırnak gibi birbiriyle kaynaştı, bütünleşti. Devlet milletin hizmetkarı olduğunu hatırladı. Biz iktidarın sadece millete hizmet etmek için araç görüyoruz dedik. Cumhurbaşkanımız ‘hakim devlet değil, hadim devlet yani hizmet eden devlet’ dedi. Bunun için uğraşıyoruz, 20 senedir aralıksız bir biçimde.
Pandemi döneminde en çok işe yarayan şeylerden birisi neydi? Şehir Hastaneleri. Bu şehir hastaneleri yapılırken büyük israf, boşuna masraf ediliyor demişlerdi. Şehir Hastaneleri pandemi döneminde kelimenin tam anlamıyla hayat kurtardığı gibi şimdi de vatandaşımıza en üst düzey sağlık hizmetini vermeye devam ediyor. Doğru mu?
6 Şubat depremleri, daha üç ay olmadı. Hepimizin canını çok yaktı. Dünyada örneği yok. Aynı gün içerisinde birkaç saat arayla iki büyük yıkıcı deprem. Asrın felaketi deniyor ya, gerçekten asrın felaketi. Çok yıkıcı iki depremi aynı gün içerisinde yaşadık. 13,5 milyon vatandaşımız doğrudan etkilendi. On bir ilimiz deprem bölgesi. Etkilenenlerle beraber saydığımızda on altı, on yedi ile çıkıyor. Osmaniye’miz de maalesef o deprem illerinden biri. Merkez Düziçi ve Bahçe ilçelerimiz maalesef çok kötü etkilendi. Afet o kadar büyük ki Osmaniye’de 1010 vatandaşımız hayatını kaybetti. Osmaniye nispeten hafif geçirdi diye düşünüyorum. Tek başına herhangi bir yerde olsa büyük afet. Böyle bir süreci yaşadık. Böyle bir süreci yaşadığımız halde devlet- millet el ele şiarıyla çok hızlı bir biçimde organize olup deprem bölgelerimize hemen 48 saat içinde gerekli sosyal hizmetleri kurduk. Bizim bakanlığımız 8’inci saatte sosyal marketi kurmuştu Adıyaman’da.
Bakın afet ve acil durumlarda ayni yardımları ve psikososyal desteği sağlayan kurum benim Bakanlığım. Sınır bölgelerine ,gümrük kapılarının olduğu yerleri ve deprem bölgesine hemen sosyal marketlerimizi, ayni yardımlarımızı, depolarımızı kurduk ve vatandaşımıza önce çadır kentlerde, sonra konteyner kentlerde, köylerde, köylerde civar mahallelerde vatandaşımızın ayağına kadar kendi ihtiyaç malzemesini götüren bir süreci başlattık. Bütün ihtiyaç malzemelerini karşılayabilmek için bütün kurum ve kuruluşlarımız barınmadan başlayarak ısınma ve diğer sarf malzemelerini ulaştırdılar. Şimdi depremzede vatandaşların kalıcı konutlarının temeli atıldı. Ve inşallah 1 yılın sonunda yaklaşık 500.000 konut yapmış olacağız.
Millet güveniyor. Cumhurbaşkanımızın verdiği söze güveniyor. Niye? Çünkü bugüne kadar verdiği her sözü tuttu. İzmir depreminde verdiğimiz sözü bir sene sonra kalıcı konutları geçtiğimiz yıl teslim ettik. Elazığ depreminde, Malatya depreminde, Van depreminde verdiğimiz sözlerin tamamını tuttuk. Ve milletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın milletine verdiği sözü tutacağından çok emin olduğu için yine diyor ki yaparsa Recep Tayyip Erdoğan yapar. Bu milletin, derdinden anlarsa Cumhur İttifakı anlar. Niye? Çünkü biz milletimizle göz hizasında yaşıyoruz. Biz millete tepeden bakanlardan hiç olmadık. Biz milletimizle gönül gönüle, göz göze, kalp kalbe hizmet üreten bir iktidarız. Bir siyasi iradeyiz.
Cumhur İttifakı sadece bir söylem değil. Sadece bir seçim atlatmak için kurulmuş bir siyasi birliktelik değil. Cumhur İttifakı bu milletin geleceğini onarma, milletin kendi evlatları tarafından inşa etme iradesinin adı. Bu milleti dünya sahnesinde, dünyanın güçlü milletlerinin arasında ‘dünya beşten büyüktür’ diyebilme iradesini göstermesini devam ettirmesi için, ‘dünya beşten büyüktür’ diyebilme cesaretini devam ettirmesi için milletin iradesini ortaya koyma mefkuresidir Cumhur İttifakı. Cumhur İttifak birkaç günlük bir iş değil. Bir geleceği inşa etmenin adı. Bu milletin kendi evlatları, yerli, milli düşünen, hisseden, milletin derdiyle dertlenen, milletin sevinciyle gülenlerin birlikteliği. O yüzden Osmaniye’miz, Kadirli’miz bu anlamda da Cumhur İttifakı’nın başkenti. Sayın Cumhurbaşkanımız aday tanıtım toplantısında gördünüz değil mi? Ne dedi? ‘Osmaniye Cumhur İttifakı olarak senden çok güçlü bir ses bekliyorum’ dedi. Şimdi o sesi şuradan Kadirli’den bir verelim. Buradan başlayalım. Ondan sonra Allah’ın izniyle Osmaniye’den de, Bahçe’den de, Düziçi’nden de, Hasanbeyli’den de, Toprakkale’den de hepsinden güçlü sesler vermeye devam edeceğiz.
Başladık. Geçen hafta ilçeleri gezdik. Sumbas’ımızdan başladık ilk ilçe gezilerine. O kadar güzel, o kadar coşkulu, o kadar sevinçli toplantılar yaptık. İnşallah şimdi ikinci tura tekrar başlayacağız ve ilçelerimizi bir kez daha ziyaret edeceğiz. Orada vatandaşlarımızla, teşkilatımızla, dostlarımızla, zaten nereye gitsek bir kısım akraba karşılıyor. Onlarla hep bir bir arada olacağız, buluşacağız. Durmak yok, yola devam. Doğru mu? Gençler söz mü? Ne kadar söz? Bir de kadınlardan alalım sözü. Kadınlar ne kadar söz? Şimdi geri kalan hepsi, Kadirli söz mü? Hepinize çok çok teşekkür ediyorum.
Seçim irtibat büromuz 13 Mayıs’a kadar açık. Seçim yasaklarına kadar 7/24 açık. Sizleri bekliyoruz. Sizlerle buluşmak için buralarda olacağız. Sizlerle hemhal olup beraber Kadirli’miz için, Osmaniye’miz için, milletimiz için, ülkemiz için, insanlık için… Anadolu toprakları hiçbir zaman bir iyiliği sadece kendisi için istememiştir. Bütün bir insanlık için ister. ‘Dünya beşten büyüktür’ dedik ya sadece kendimiz için değil, dünyanın geri kalan bütün mazlum milletleri için, bütün mazlum coğrafyaları için yükselmiş bir nidadır ‘dünya beşten büyüktür.’ Dolayısıyla bütün bu insanlık için yapacaklarımızı, edeceklerimizi, üreteceklerimizi, hayallerimizi paylaşacağız buralarda. Sizleri bekliyoruz. Hayırlı uğurlu olsun.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu