Kültür & Sanat

ABDALLAR

Yazar, gazeteci, tarihçi veya sosyolog değilim. Ancak içinde yaşadığım toplumu ve toplumsal değişmeleri dikkatle takip edip kendimce yorumlar yapan biriyim.
İlk tanıdığım abdal rahmetli Kara Ali idi. Yılda birkaç kez adeta Roma’yı Fethetmiş Kartacalı Komutan edasıyla eşeğinin sırtında köyümüze gelirdi. Köyün, taşlı, kayalı, bayır yollarında ağır ağır dolaşırdı. Bu yaşlı, şişman, esmer, eski püskü foter şapkalı adamı ve onun kocaman sünnet çantasını taşırken, zavallı eşeğin beli bükülür adeta karnı yere değerdi. Un, bulgur, tereyağı vs. karşılığında sünnet edilecek çocukları sünnet eder, dişi çekileceklerin dişini çeker, evlenecek gençlerin düğün tarihlerini öğrenirdi. Arkasından da düğünlerde davul, zurna çalmak üzere oğulları Tahsin, Sefer ve Şeref ustalar gelirdi. Üç gün üç gece süren düğünlerde, ne şenlikler olurdu bir bilseniz!… Ateşler yakılır, oyunlar oynanır, Türküler söylenir, halay çekenler adeta devleşirdi!… Yaşlı Abdallar dedelerimizin yüzlerce yıllık hikâyelerini, seferberliği, Yemen’i anlatırdı!…
Göçebe hayatını terk ederek, yerleşik hayata en son geçen topluluk olan abdallar kimdir?
Abdallar yaşadıkları yerlere göre “Abdal, Abdali, Avdal, Gilaman, Guyende, Teberci, Carcar…” gibi değişik adlarla anılmaktadır.
Anadolu Abdallarının Yağmur Dede (veya Kara Yağmur) başkanlığında Horasan yöresinden göç ederek Anadolu’ya geldikleri, Sivas, Antalya hattındaki bölgelere yerleştikleri bilinmektedir. Fuat Köprülü Afgan Abdallarının (Abdal-ı Düraniler) tıpkı Kalaçlar gibi Eftalit Devletini kuran topluluk olduğunu zamanla dillerini kaybettiklerini belirtmektedir.
Günümüzde yoğunlukla; Kırşehir, Kırıkkale, K.Maraş, Osmaniye, Adana, Mersin, Ankara, Çorum, Yozgat, Nevşehir, Antalya illerinde yaşamaktadırlar. Yüzlerce yıldır bulundukları bölgelerin dışına pek çıkmayan abdal toplulukları, artık mesleklerini icra etme fırsatı bulamamaları ve geçim sıkıntısı çekmeleri nedeniyle batı illerine özellikle de İzmir’e göçmeye başlamışlardır.
Köyden şehire göç, apartmanlaşmanın yaygınlaşması, gelenek göreneklerdeki değişmeler; binlerce yıldır aynı işi yapan, Türk Halk Müziğinin, folklorunun ve oyun kültürünün doğal taşıyıcıları olan Abdalların hayatını çok zorlaştırmıştır. Günlerce süren davul zurnalı düğünlerin yerini, kısa nikâh törenleri, birkaç saatlik orkestralı salon düğünleri veya mevlütlü düğünler almıştır. Bu durum Abdalları işsizlik ve geçim sıkıntısı ile baş başa bırakmıştır.
Abdallar genellikle ticaret ve marangozluk, demircilik vb. sanatlarla uğraşmayı sevmezler. Bir bölümü sünnetçilik, süpürge ve sepetçilik yaparlarken, artık bu işleri yapma imkânları da kalmamıştır. Şimdilerde hiç tanışmadıkları başka meslek dalları, iş alanlarında ekmek kavgası vermeye başlamışlardır. Bir bölümü mahalle aralarında hurda toplarken, bazılar küçük oyuncak davullar yapıp; bunları çarşıda, pazarda satarak geçimini sağlamaktadır. Önemli bir kısmı da Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Konya, Kayseri gibi illere giderek, tarım işçiliği yaparlar. Sezonuna göre pancar, nohut, mercimek, üzüm vb. ürünlerin hasadında çalışmaktadırlar. Bazı abdal kadınları şehirlerde; ev temizliği, yorgan sırıma, döşek dökme gibi işleride yapmaktadır.
Geçimini müzikle sağlamakta ısrarcı olan bazı Abdal gençleri davul – zurnanın yanı sıra diğer müzik aletlerini (saz, ud, klarnet vb. ) amatörce çalmayı da öğrenmeye başlamışlardır. Esasen müzik kulağına sahip, gırtlak yapıları şarkı, türkü söylemeye ve parmakları müzik aleti çalmaya uygun, müzikle uğraşmayı bir meslek dalı olarak gören abdal gençlerinin Devlet kurumlarının önderliğinde profesyonel bir müzik eğitiminden geçirilmeleri şarttır.
Zorunlu temel eğitimin üzerinde bir eğitimleri olmayan Abdalların Osmaniye’de 2006 yılında kurdukları 100 civarında üyesi bulunan Derneğin’de etkisiyle, gençleri okumaya, lise, üniversite eğitimi yapmaya başlamıştır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu