Geleneksel yöntemle topraktan çıkan vazgeçilmez lezzet: “tahin”

Türkiye’nin önemli hububat tarımının yapıldığı Çukurova’da, engebeli ve kıraç arazilere ekilen susam, geleneksel yöntemle yapılan hasat sonrası “tahin” olarak sofralarda yerini alıyor.
Kadirli ilçesinde, buğday hasadının ardından ikinci ürün olarak ekilen susam, zahmetli bir yolculuğun ardından dönüştüğü tahinle dört mevsim yer aldığı sofraların vazgeçilmez damak tadı oluyor.
Dünyada 4 bin yıldır tarımı yapılan en eski yağ bitkilerinden susam, tarlalarda 3 ayda olgunlaştıktan sonra kadınların imece usulü ellerinde topraktan çıkarılıyor. Kümeler halinde 20 gün güneşte bekletildikten sonra sopalarla vurularak bitkisinden ayrılıyor.
Ülkemizde Akdeniz Bölgesinde ve yaz kış sıcaklık farkının fazla olmadığı yerlerde kendisine yaşam şansı bulan susam, elenip savrulmasıyla yabancı maddelerinden temizlenir. Islatılarak kabuklarından ayrıldıktan sonra öğütülerek tahine dönüşür, pekmezle birleşerek sofralara gelir.
Kadirli Ziraat Odası Başkanı Hanifi İspir, yaptığı açıklamada, susamın hammaddesi olduğu tahinin, Ramazan ayında doyurucu ve tok tuttuğu için iftar ve sahur sofralarında daha çok tercih edildiğini dile getirdi.
Pekmezle birleşerek dört mevsim sofralarda tüketildiğini aktaran İspir, şöyle konuştu:
“Son yıllarda daha çok kıraç ve engebeli arazilerde ekimi artan susam, makineyle hasat edilemediği için imece usulü toplanıyor. Dökülmemesi için hasadı elle yapıldığından yoğun emek istiyor. Dekar başına ortalama 40 kilogram verim alınılan susam kilogramı 8 lira, tahinin ise 10 liraya satılıyor. Zorlu ve zahmetli bir yolculuğun ardından tahine dönüşüyor. Pekmez ile birleşerek sofralarımıza lezzet katan tahin, içeriği nedeniyle en az süt ve et kadar kıymetli bir gıdadır. Sağlık uzmanları tarafından tahinin herhangi bir yan etkisinin olmadığı belirtilmektedir.”
Kızyusuflu köyünden Hacer Karaüce de imece usulü hasat ettikleri susamın kule şeklinde dizilerek kurutulduğunu, sopa ile vurularak taneleri döküldükten sonra elenip, satışa sunulduğunu ve tahin olarak sofralara geldiğini anlattı.
Tahinin pekmezle birleşmesiyle lezzetinin bir başka olduğunu ve yılın her günü sofralarda olması gerektiğini aktaran Karaüce, “Hasat ettiğimiz susamları imece usulü el yardımıyla topraktan çıkarıyoruz. Kümeler şeklinde 3 hafta güneşte kuruttuğumuz susamın tanelerini sopalarla vurarak dalından ayırıyoruz. Eleyip savurduktan sonra yıkanması ve diğer aşamalar için satıyoruz. Zahmeti de çok lezzeti de. Özellikle kış aylarında çocuklarımıza çok yediriyoruz. Tam bir vitamin deposu. Sofralardan eksik etmeyin.” şeklinde konuştu.
Mehmet Kaya adlı çiftçi ise maliyeti düşük, kıraç ve engebeli topraklarda insan gücüyle hasadını yaptıkları susamdan her yıl dekara ortalama 40 ile 60 kilogram arasında verim aldıklarını belirtti.
Susamı tahine dönüştüren esnaf yapan Osman Akkaş ise da fabrikada yabancı maddelerinden temizlenen susamın daha kolay öğütülmesi için suya ıslatılarak kabuğunun alındığını ve soğutulup değirmende öğütüldükten sonra tahin olarak sofralara geldiğini anlattı. Menderes ÖZAT





