Siyaset

DERYA YANIK BAHÇEDE MİTİNG YAPTI

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve Ak parti Osmaniye Milletvekili Adayı Derya Yanık- Bahçe Mitinginde konuştu.
Yanık konuşmasında,Bahçe 20 senedir 17 seçimde Sayın Cumhurbaşkanımızın, AK Parti’nin arkasında Osmaniye’nin en çok oy oranına sahip ilçesi olarak yine Bahçe olduğunu yine dimdik Cumhurbaşkanımızın arkasında olduğunu, yine dimdik AK Parti’nin arkasında olduğunu, Cumhur İttifakı’nın arkasında olduğunu gösterdi.
Hepiniz çok sağ olun. Hoş sefa geldiniz. Ne güzel ettiniz.
Biz Bahçe’yle gurur duyuyoruz. Bahçe varsa biz varız. Merkez varsa biz varız. Kadirli varsa biz varız. Toprakkale varsa biz varız. Hasanbeyli varsa biz varız. Sumbas varsa biz varız, Düziçi varsa biz varız. Siz var olduğunuz için AK Parti var. Siz var olduğunuz için biz varız. Siz var olduğunuz için Sayın Cumhurbaşkanımızın sırtı sağlam. Siz var olduğunuz için siyasette, ekonomide, savunma sanayinde bütün yapıp ettiklerimizde, her şeyde güvenle umutla geleceğe bakıyoruz. Geleceğe bakmaya devam edeceğiz. Bu bayraklar bir arada olduğu sürece, Allah’ın izniyle şanlı bayrağımız, uğruna kan döktüğümüz, uğruna can verdiğimiz, kanımızı yere döktüğümüz bayrağımız var olduğu sürece, biz inşallah bu şanlı bayrağın gölgesinde yaşamaya devam ettiğimiz sürece, her şeyin üstesinden geliriz. Her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğimizi gösterdik. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Hepiniz tekrar hoş sefa geldiniz.
Bu topraklar, öyle bir yer ki, öyle bereketli, cebeli bereket, bereket dağıt. Sadece toprağı bereketli değil, insanı da bereketli. Şimdi biraz önce Sayın Başkanımız tıp fakültesiyle alakalı söyledi. İnşallah çok az kaldı. Önceki sene bakanlıktan hemen sonra arkadaşlar geldiler. Dediler ki ya bir tıp fakültesine ihtiyacımız var. Üniversitede olursa çok iyi olur, bize destek verin. Hay hay, gittik YÖK Başkanımıza dedim ki ‘Sayın Başkanım bizim bir tıp fakültesine ihtiyacımız var.’ Dedi ki ‘Sayın Bakanım açalım ama öğretim üyesi bulamıyoruz.’ Dedim ki ‘Sayın Başkanım siz açın. Ben size sadece Osmaniye’den üç tane tıp fakültesi kuracak öğretim üyesi bulurum, o kadar insanımız var bizim.’ İnsanı bereketli, eğitimli, geleceği aydınlık bir toprak üstünde bulunuyoruz. Üç, tıp fakültesi çok rahatlıkla kurarız. Öyle mi öyle? Ondan sonra elhamdülillah hızlıca zaten işlemler devam etti. Bahçe böyle bir yer, Osmaniye böyle bir yer. Cebeli bereketini toprağı kadar insanı da hem vatanı sever, hem zeki, hem çalışkan, hem eğitime, hem millete nasıl daha çok katkısı olacağını, nasıl daha çok hizmet edeceğini düşünen insanlarla dolu bir toprağın üstündeyiz elhamdülillah. Her birinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Benden önceki konuşmacı arkadaşlarımız hızlıca aslında hem Bahçe hem Osmaniye geneliyle alakalı hizmetlerden bahsettiler. Allah izin verirse biraz önce Seydi Bey de söyledi. Devlet hastanemizi önümüzdeki sene bu zamanlarda açmış olacağız Bahçe’mizde. Bütün diğer yatırımlarımız halihazırda devam eden, çalışmaları süren bütün yatırımlarımız da dahil olmak üzere inşallah hepsini tek tek önümüzdeki süreçlerde devam edenleri bitireceğiz. İhtiyaç olanları yeniden hizmete almış olacağız.
Bahçe’nin temelde birkaç ihtiyacı var. Aslına bakarsanız Osmaniye’yle beraber değerlendirdiğimizde birkaç temel ihtiyacı var. Çünkü bölgenin karakteristiği bizim bölgemiz. Ağırlıklı olarak tarım bölgesi, tarım bölgesi olduğu için, tarıma dayalı birtakım desteklerin sağlanması gerekiyor. Öbür taraftan yine tarım da olmak üzere organize sanayi bölgelerimizin geliştirilmesi ve bölgemizin bir ticaret merkezi haline, üretim merkezi, sanayi üretim de dahil olmak üzere üretim merkezi haline dönüşmesi çalışmaları devam ediyor.
Bunun için de birkaç şeye ihtiyacımız var. Nedir o? Tarım noktasında baktığımızda bir defa topraklarımızı sürmemiz lazım. Topraklarımızı üretim için değerlendirmemiz lazım. Ne lazım? En başta sulama imkanının sağlanması gerekiyor.
Sizler çok yakından takip ediyorsunuz. Bütün bakanlıklarımız, şu anda hükümetimizin 17 Bakanlığının her birisi bölgelerimizde 81 ilimizin ihtiyaçlarını karşılamak, hem bugünün hem yarının ihtiyacını karşılamak için ellerinden gelen her türlü çabayı, çalışmayı sürdürüyorlar.
Dün Tarım Bakanımızla görüştüm. Toprakkale’yle alakalı bir hususta özellikle vatandaştan bize gelen taleplerle alakalı bu sulama ücretlerinin bir kısmının devlet tarafından karşılanmasıyla alakalı vatandaşımız dedi ki ‘Geriye dönük olarak birikenler var. Çiftçi kayıt sistemiyle sulama birliklerinin kayıtları aynı değil. Bazen mağduriyetler oluyor.’ Bunu da bir müjde olarak size söylemiş olayım. Her gün o kadar çok şey konuşuyoruz ki. Sayın Bakanımızdan şunun sözünü aldık. Şimdiye kadar olanlar değil ama bir düzenleme yapıp daha sonra gerekirse sulama birliklerinin kayıtlarını da dikkate alarak çiftçimizin mağdur olmaması, bir mağduriyet yaşamaması için ödeme yapılacak şekilde düzenlemeleri yapacaklar. Bu tamamen yerelde gelen taleplerin bizim hükümetimiz, bizim devletimiz tarafından dikkate alınıp çözüm üretilmesi iradesidir.
Biz hep şunu söyledik. Biz bugüne kadar 20 senedir her zaman vatandaşımızla göz hizasında olduk. Her zaman vatandaşımızdan bize gelen talebi bir görev telakki ettik. Biz vatandaşa buyuran değil, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle hadim devleti olduk. Yani hizmet eden, hizmetkâr olan devlet olduk. Dolayısıyla vatandaştan gelen ihtiyaç, vatandaştan gelen talep, her ne ise bizim başımız üstünde yeri var.
20 senede Türkiye’nin de, Osmaniye’nin de, Bahçe’nin de çehresi değişti. Bunu hepimiz çok yakından birebir şahit olarak izliyoruz. Osmaniye’de şu anda Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinden birisi duruyor. Osmaniye’de ihtisas organize sanayi bölgeleri kurmaktan bahsediyoruz. Toprakkale’de, Metal İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurmaktan bahsediyoruz. 11 bin nüfuslu bir Toprakkale’de ihtisas organize sanayi bölgesi kurmaktan bahsediyoruz. Bu geldiğimiz yerin çok açık göstergesidir. 20 senede AK Parti’nin bizi nereden alıp nereye götürdüğünün en güzel göstergesidir.
Bir başka önemli örnek olarak Gabar. Dün gördünüz. Dün haberlerde sürekli döndü. Gabar’da şu kadar petrol bulundu, bu kadar petrol bulundu. 10 sene öncesine kadar Gabar neyle anılıyordu? Nasıl hatırlıyorduk? Terörle değil mi? Sözde kaleleriydi. O kalelerin hepsini, terörün kendisine kale saydığı her türlü yeri tek tek Allah’ın izniyle yıktık. O kalelerin altında kaldı terör. Şimdi o kaleleri biz bu milletin kaleleri olarak inşa ediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamalarında yer aldı. ‘Sadece bir kuyudan bugüne kadar Türkiye içerisinde çıkanlardan daha çok üretim yapacağız.’ Düne kadar terörle anılan, düne kadar adını duyunca tüylerimizin diken diken olduğu yerler bugün milletin hizmetine milletin emanetine verilen yerlere döndü. Bunun müsebbibi, bunun sağlayıcısı önce Allah’ın lütfu, sonra cumhurbaşkanımızın gayreti, sonra AK Parti teşkilatlarının gayretidir. Sizlerin emeğinin eseridir bu. Sizlerin emeğinin eseridir Gabar’da çıkan petrol. Sizlerin emeğinin eseridir Togg. Sizlerin emeğinin eseridir TCG Anadolu.
Bir tanesi ne diyor? 14Mayıs’tan sonra, 15 Mayıs’ta TCG Anadolu buradan gidecek. Nereden? İzmir’den. Niye gidiyor TCG Anadolu? TCG Anadolu ne ifade ediyor bizim için? Milli mücadelemizi savunma sanayimizi, bu milletin denizde, karada, havada, her noktada kendini savunabilme gücünü ifade ediyor. TCG Anadolu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını niye rahatsız eder? Üstelik de seçilmek için aday diye meydana çıkan birisini niye rahatsız eder? Bunun bir anlamı yok mu? Milli uydu niye rahatsız eder? İHA’ların, SİHA’ların adını duymayacaksınız diyor. Niye duymayacak bu millet? Gabar Dağı nasıl petrol dağı haline geldi anlatayım. O İHA’larla, SİHA’larla geldi.
Birilerinin adını bile duymayacaksınız 15 Mayıs’ta dedikleri İHA, SİHA’yla Gabar petrol dağına döndü, terörden arındırıldı. O İHA’ların SİHA’ların yazılımı bizim olduğu için, bizim kullanabilmemiz halinde orası terörden temizlendi. Dolayısıyla önümüzdeki süreç bu ülkenin geleceği, bu ülkenin tam bağımsızlığı. Elhamdülillah bağımsızlığı, milli mücadelede elde ettik ama hep ekonomik olarak hep siyaset olarak hep bir şekilde savunma anlamında sırtımıza yumurta küfesini yüklediler. Buyur dediler. İşte şimdi tam bağımsızlık zamanı. Milli mücadelede 1920’de 1921’de 1922’de atalarımızın Cebel-i Bereket’in, Maraş’ın, Gaziantep’in bütün ecdadın kanıyla, canıyla inşa ettiği milli mücadeledeki o bağımsızlığı şimdi ekonomide, şimdi savunmada, şimdi siyasette, şimdi icraatta tam bağımsızlığa dönüştüreceğiz. Bugün verdiğimiz kavga budur. Bugün verdiğiniz kavga sıradan bir milletvekili olma kavgası değildir. Bugün verdiğiniz kavga sıradan bir seçim kazanma kavgası değildir. Bugün verdiğiniz kavga Cumhurbaşkanımızı bir kez daha cumhurbaşkanını seçtirme kavgası değildir. Bundan çok daha ötesinden bahsediyoruz. Bugün verdiğimiz kavga bir gelecek kavgasıdır.
Bu ülkenin 85 milyon vatandaşının evet o 85 milyonun içinde ‘O TCG buradan gidecek. İHA’nın, SİHA’nın adını duymayacaksınız’ diyenler de var. Biz de onların da haklarını savunuyoruz. Biz onların da tam bağımsız Türkiye’de yaşaması için uğraşıyoruz. Onlara rağmen yapıyoruz bunu. 20 senedir onlara rağmen yaptığımız gibi… Bütün engellemelerine rağmen yaptığımız gibi yine onları da bu ülkenin izzeti nefis sahibi vatandaşları olsunlar diye, bu ülkenin ürettiği refahtan pay alabilsinler diye, bu ülkenin vatandaşı olmaktan gururlansınlar diye uğraşıyoruz.
Değerli dostlar, yorulacağız. Herkes için yorulacağız. Bu millet her şeyin en güzeline layık. Arada, ayrık otları çıkar. Ne yapalım? Onu da nazarlık sayıyoruz. Bu millet bütün hizmetlerin en güzeline layık. Şurada dükkanları görüyorsunuz. 6 Şubat depremleri maalesef hakikaten asrın felaketi. Bilim çevrelerinin de kabul ettiği şekliyle aynı gün içerisinde 7.7 ve 7.6 şiddetinde iki depremin olduğu başka bir örnek yok. 52 bine yakın vatandaşımızı kaybettik. Osmaniye’miz maalesef deprem bölgesi içerisinde. Osmaniye’de en son 1010 vatandaşımız, can kaybı, 2600’de yaralımız var. Bütün kayıplarımıza Osmaniye’miz de dahil olmak üzere hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimize baş sağlığı diliyorum. Yaralılarımız var onlara şifalar diliyorum. Ama üzerinden daha henüz 3 ay geçmeden hemen hızlı bir biçimde dükkanlarımızı yaptık ve hak sahiplerine ticaret bir an önce başlasın, bir an önce hareketlensin, günlük hayatınız normale dönsün diye dağıtmaya başladık.
Osmaniye’de merkezin dışında en çok etkilenen iki ilçemizden birisi Bahçe ve Düziçi’nde maalesef can kayıplarımız da var. Bu AK Parti farkıdır. Deprem herkesin kabul ettiği, bütün dünyanın kabul ettiği şekliyle çok ağır bir afet. 11 ilin doğrudan etkilendiği, 13,5 milyon vatandaşın doğrudan etkilendiği, çevresiyle beraber saydığınızda 20 milyona yakın vatandaşın doğrudan etkilendiği bir depremden bahsediyoruz. Buna rağmen çok hızlı bir biçimde devletimizin bütün kurum ve kuruluşları organize olarak hızlı bir biçimde konuya vaziyet etmeye başladık.
Benim bakanlığım depremde iki temel sorumluluk sahibiydi. Birisi psikososyal destek, birisi ayni yardımlar. Yani vatandaşın çadırda, evinde, konteynerde nerede kalıyorsa karnını doyuracağı, sırtına saracağı battaniye ki ilk günleri hatırlayın. Nasıl soğuktu 6 Şubat.. Diğer sarf malzemeleri temin edip dağıtacak organizasyonu biz yaptık. Çok hızlı bir biçimde vatandaşımızın ihtiyacını görmeyi sağladık. Bir de 17 Ağustos’u hatırlayın. Bölgeyi bilenler vardır. Düzce’yi, İstanbul’u, Sakarya’yı, Kocaeli’ni, İzmit’i bilenler vardır. Bir kalıcı konut yaptılar, deprem konutları prefabrik, yıllarca kalıcı konuta dönüştü. Prefabrik konutlar bizim bugün 1 yıl süreyle konteyner yaptığımız konutlar ve 1 yılın sonunda inşallah kalıcı konutları vatandaşımıza teslim edeceğimiz dediğimiz konutlar 10-15 beş sene Düzce’de, Kocaeli’de, Sakarya’da kaldı. AK Parti farkıdır bugün yaşadığımız şey. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu millete duyduğu sevginin, aşkın farkıdır. Hizmette devamlılık. Sadece burada yaşayanlar mı? Hayır. Ne yaptık?
Yine bizim bakanlığımızın bir hizmeti olarak birebir takip ettiğimiz bir hususu anlatayım. Depremden etkilenen olup da yakınlarının akrabalarının yanına giden vatandaşlarımızı gittikleri yerde de destekliyoruz. Türkiye’nin içerisinde 81 ilde 11 deprem bölgesinin dışında 70 ilde onları destekliyoruz, gidiyoruz halini, hatırını soruyoruz, bir ihtiyacı varsa görüyoruz. Sadece Türkiye içinde mi? Hayır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne giden yaklaşık 12 bin vatandaşımız var. Gittik, orada da organizasyon yaptık. Orada da depremzede vatandaşlarımızı ziyaret ettik. Orada da depremzede vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gördük. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geldiği aşamadır. Düne kadar aylarca enkaz kaldıramayan, aylarca, vatandaşa destek olamayan, deprem yardımlarını memur maaşı için kullanan, bayramdan önce maaş ödemeyeceğiz, işçi, memur, maaş beklemesin ancak bayramdan sonra belki paramız olursa diye zamanında maaş ödeyemeyen günlerden bugün Türkiye’nin dışındaki vatandaşına da el uzatan, Türkiye topraklarının dışındaki vatandaşına da gidip halini hatırını soran, bir ihtiyacı varsa karşılayan devlete döndük. Bu AK Parti farkıdır. Bu Sayın Cumhurbaşkanımızın farkıdır. İşte bu fark da AK Parti teşkilatlarının emeği var. AK Parti teşkilatlarının teri var.
Hep söylüyorum, son bir hafta açılan hizmetlere bakalım desek arada muhakkak unuttuklarımı oluyor. Her gün yeni bir şey. Gabar’da petrol, Karadeniz’de gaz, milli uydu, TCG Anadolu, Togg, uzaya İMECE uyduğumuzu gönderdik. Akkuyu Nükleer Santrali’ni açtık. Haberlerden birisi olarak geçti. Halbuki enerjide bugüne kadar dışa bağımlı olan toprağından doğalgaz çıkmayan, petrol olmayan Türkiye’nin enerji çeşitliliği oluşturmak için bir nükleer santrale ihtiyacı olduğu aklı başında herkes tarafından söyleniyor. Nükleer enerji kaynağının oluşması gerektiğini kırk senedir herkes söylüyor. Efendim yaptık ne bize ne faydası var? O kadar çok faydası var ki günlük hayatımızda. Enerji üretmeye başladığında enerji maliyeti, elektrik maliyeti yüzde on düşecek. 85 milyonun enerji maliyeti yüzde on düşecek otomatikman. Günlük hayatınızın her noktasına girecek bir hizmetten Kullandığınız her türlü çamaşır makinasında, bulaşık makinasında, fırında, televizyonda, şurada burada neyse. Elektrikte, her alette doğrudan doğruya hayatımıza yansıyacak bir hizmetten, bu kadar büyük bir hizmetten bahsediyoruz.
Doğal gaz. Şimdi üretime başladık ve doğrudan doğruya özellikle mutfak tüketiminde zaten bir yıl süreyle biliyorsunuz bedava sağlandı. Rahmetli Ecevit 1998’de kendisine seçim kazandıran hamleyi şöyle anlatmıştı. Burada eski vekillerimiz var. Onlar çok iyi hatırlayacaklardır. Terörist başı Abdullah Öcalan şimdi ona özgürlük vaat ediyor bizim muhalefet. Bu millet terörist başına özgürlük vaat edenleri sandıktan çıkarmaz. Bu millet terörist başını özgürlük vaat edenlerle iş tutanları sandıktan çıkarmaz. Hiç sağa sola saptırmaya gerek yok. Bu milleti biz tanıyoruz. Biz bu milletin evladıyız. Bu millet Abdullah Öcalan’ın yaptığı katliamları onun terör örgütünün yaptığı katliamları daha unutmadık.
1980’lerden itibaren burada hepimiz varız. En çok şehit veren ilin içindeyiz. Nüfusa göre en çok şehit veren bizim kardeşlerimiz koştu herkesten önce. Alnının ortasında tek kurşunla kundaktaki bebeği katleden bir terör örgütünden bahsediyoruz. Bugün utanmadan, sıkılmadan sanki bunlar hiç yaşanmamış gibi oraya özgürlük vadedenler var. Bu millet bunların hakkını avucuna koyacak. Asker annesiyim diyor ablamız. Asker annesi ne demek istediğimi bilir. Bundan on sene, on beş sene öncesine kadar doğuya askere giden çocuklarımızın arkasından Allah’ım acaba sağa mı gelecek? Yoksa şehit mi olacak, gazi mi olacak diye yüreğimiz gümbür gümbür atmıyor muydu? Bu topraklar bilir en iyi o endişeyi, o telaşı, o korkuyu. Geldi mi, gelecek mi? Acaba, acaba diye tezkereyi alana kadar yolda ve başına bir şey gelmese Allah’ım diye dualar ede ede anaların, babaların evladını askere gönderdiği günlerden bugün işte Gabar’ın petrol dağı haline getiren bir süreçten bahsediyoruz.
Ecevit dedi ki, ‘ya bu Abdullah Öcalan’ı bize niye verdiklerini anlamadım ben.’ Sadece Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye gelmesi o zaman DSP’yi birinci parti haline getirmişti. Bakın bu kadar önemli bir meseleden bahsediyoruz. Bugün AK Parti’nin her gün yenisini hizmete aldığı her bir hizmet tek başına nükleer kuyu, İHA’lar, SİHA’lar TCG Anadolu, milli uydu, yerli otomobil üretmek. Bu milletin 100 yıllık rüyası, 60 sene önce bir avuç idealist mühendis yapmaya kalktı adamların burnundan getirdiler. Ama biz yaptık. Elhamdülillah.
İşte tam bağımsızlık dediğimiz şey bu. Tam bağımsızlık dediğimiz şey bu. Bir milletin neye ihtiyacı varsa bir devletin neye ihtiyacı varsa kendi imkanlarıyla, kendi kaynaklarıyla yapabilmesi. İnsan kaynağı. Diğer detaylarda her türlü. Kendi yapabilmesi, dışarıya bağımlı olmaması.
Bu millet 20 senede AK Parti iktidarında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kendi ihtiyacı olan her ne ise bir çöpten uzaya gönderdiği uyduya kadar. Bakın bu kadar geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. İhtiyacı olan ne ise kendisinin yapabileceğini artık anladı. O özgüvene sahip ve artık bir iddia sahibi olarak dünyanın karşısına çıktık.
Dünya beşten büyüktür diyebilmek kolay bir cümle değildir. Eğer arkanızda O cümlenin ağırlığını taşıyacak bir millet yoksa, bir güç yoksa bunu ifade etmek, bu meydan okumayı ortaya koymak çok kolay değil. Öyle her babayiğidin de harcı değil kimse kusura bakmasın.
Dünya beşten büyüktür söyleyebilecek birkaç kişiden birisi Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Ve işte şimdi, 2023bize neyi anlatıyor? 2023 bize dünya beşten büyüktürü önümüzdeki süreçte de diyebilmeyi Türkiye’nin tam bağımsızlığının artık mührünü vurmayı ifade ediyor.
2023 seçimleri Ayasofya’yı ifade ediyor. Ayasofya neydi? Ne anlam ifade ediyor bizim için? Ayasofya fethin remzidir. Ayasofya 1453 İstanbul’un fethi, Orta Çağ’ı kapatan, Yeni Çağ’ı açan bir devrin mührüdür.
Çeşitli sebeplerle Ayasofya o mühür özelliğini kaybetmişti. Biz ne yaptık? Mührü tekrar bastık. Ne diyordu muhalefetin paydaşlarından birisi masayı terk edip sonra kuzu kuzu geri dönmek zorunda kalan paydaş. Ne diyordu? Tayyip Erdoğan hayatta açamaz. Açamaz açamaz diye böyle bir de altını çize çize vurgulaya vurgulaya konuşuyordu televizyonlarda. Ne oldu? Açtık. Hem de öyle bir güzel açtık ki. Elhamdülillah.
Şu anda Ayasofya’da olması gerektiği gibi alınlar secdeye gidiyor. Niye? Çünkü Ayasofya bu milletin fethinin sembolüdür. O fethin, kıyamete kadar devam edeceğinin sembolüdür. O masanın bir de kendine böyle dindar yakıştırması yapan ortakları var. Ne diyorlar Ayasofya’yla alakalı? Bir şey ifade etmez. Ayasofya’nın açılışının nasıl büyük bir iş olduğunu nasıl kıymetli bir iş olduğunu milletin gözünden saklama görevini o sakallı amcaya vermişler maalesef.
Masanın sağında solunda bu milletin her bir değerini aşındıracak her bir müktesebatını aşındıracak bir tane aktör oturttular. Herkes bir yerinden milleti tırtıklamaya çalışıyor. Ama Ayasofya’nın ne anlama geldiğini de TOGG’un ne anlama geldiğini de TCG Anadolu’nun İzmir açıklarında olmasının ne anlama geldiğini de milli uyduyu uzaya göndermenin bize nasıl bir bağımsızlık sağladığını da İHA’larla, SİHA’larla mücadele edilen terörün belinin nasıl kırıldığını da bu millet çok iyi biliyor. Akkuyu Nükleer Santrali’nin nasıl yapıldığını da Gabar’da çıkan petrolün bu milletin ocaklarına, araçlarına nasıl gideceğini, Karadeniz’de çıkan doğal gazın nasıl kullanılacağını da bu millet çok iyi biliyor.
Doğu Akdeniz’de verdiğimiz bağımsızlık savaşının ne olduğunu da gayet iyi biliyor. ‘Libya’da ne işimiz var’ diyor masanın ortakları. ‘YPG, PYD terör örgütü değil, biz niye savaşalım’ diyor her gün oradan bir şehit cenazesi gelirken söylüyorlardı bunu. Bu milletin ne kadar iddiası varsa, ne kadar bağımsızlık mücadelesi varsa her bir dalını tek tek, adeta kesmeye ant içmiş bir muhalefet var karşımızda. Ama bu millet bunlara müsaade etmeyecek. Sizler bunlara müsaade etmeyeceksiniz .
Bahçe’nin vatansever evlatları bunlara müsaade etmeyecek. Osmaniye’nin vatansever evlatları bunlara müsaade etmeyecek. Gabar’ın vatansever evlatları da müsaade etmeyecek. Orada terörden dolayı korkuyla, endişeyle, hiçbir güzelliğini yaşayamayan vatandaşlarımız da şimdi Gabar’ın eteklerinde piknik yapmaya çıkıyorlar. Kıraç diyorlar. Onlar da izin vermeyecek Allah’ın izniyle.
Söz uzun anlatacak çok şey var. Daha konuşsak uzun uzun konuşacağımız AK Parti iktidarlarında yaptıklarınız, yapacaklarınız, geleceğimiz için Bahçe için yapacaklarımız. Yolundan köprüsüne, yatırımdan istihdamına, göletlerinden sulamasına, tarım topraklarından sanayisine, sağlık hizmetlerinden eğitim hizmetlerine, bizim Bakanlığımızın yaptığı sosyal hizmetlerden yardımlara, pek çok şeyi konuşabiliriz. Ama vaktimiz kısıtlı. İlçe mitinglerimizi Bahçe’den başlattık. Bahçe’ye bir teşekkür borcumuz var. Bahçe’nin bugüne kadarki duruşuna bir teşekkür borcumuz vardı. Mitingleri Bahçe’den başlatarak bu borcu ödediğimizi düşünüyorum. Ama Bahçe’den bir alacağımız da var. Bahçeden 14 Mayıs’ta bir alacağımız var. Bahçe hazır mı 14 Mayıs’a? Bahçe’nin sandıklarında Allah izin verirse AK Parti çiçekleri açacak. Doğru mu? Cumhur İttifakı’nın çiçekleri açacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi böyle güçlü bir biçimde Bahçe’den desteklenecek. Daha önce olduğu gibi yine Bahçe, dimdik, sağlam bir kale gibi ‘arkamızda sen yürü, millet yürüsün arkandan’ diyecek Cumhurbaşkanımıza. ‘Sen yürü Bahçe yürüyor arkandan’ diyecek. Hepinize çok çok teşekkür ediyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
İnşallah hep beraber, beraber yürüyeceğiz Osmaniye’miz için, ülkemiz için, insanlık için.. Biz kendimiz için istediğimiz hiçbir hayrı sadece kendimiz için istemedik. Bütün mazlumlar için, bütün mağdurlar için istedik. O yüzden insanlık için bir yürüyüş başlattığımızı düşünüyorum. Hep beraber hizmetlerimize bundan sonra da inşallah devam edeceğiz. Siz destek olursanız cumhurbaşkanımız, siz destek olursanız hükümetiniz olarak bizler daha güvenli, daha cesur bir biçimde yolumuza devam ederiz. Hepinize çok teşekkür ediyorum dedi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu