Gündem

CAMİİ VE İLİM

İslami litaratürde ve gündelik dini hayatta en çok kullandığımız kavramlardan ikisi camii ve ilimdir. Peygamber efendimize inen ilk vahyin “ OKU“ olduğu kuran-ı kerimde bu kelimeyle ilgili anlamak, düşünmek, kavramak gibi binden fazla ayetin olduğu bilinmektedir.Yine kuran-ı kerimden öğrendiğimize göre yeryüzünde inşa edilen ilk kutsal evin Mekkedeki Kabe olduğu ayrıca peygamber efendimizin Medine’ye yaptığı hicrette oradaki ilk icraatlarından birinin Mescid-i Nebevi’yi inşa etmek olduğu bilinen tarihi bir gerçektir. Buradan hareketle diyebiliriz ki camiler İslam medeniyetinde bir yerleşim biriminin kalbi eğitim-öğretim faaliyetleri ise oranın beynidir. Peygamber efendimizin mescidi sadece ibadet amaçlı değil aynı zamanda sahabe ve halkının günlük problemleriyle dertleştiği bir meclis, davalı ve hasımlar arasında karar verdiği bir mahkeme, uzak diyarlardan gelenleri ağırladığı bir konak ve bilhassa İslami ilimlerin temelinin atıldığı bir eğitim-öğretim yuvası olarak kullandığını tarih ve siyer kitaplarında öğrenmekteyiz. Suffe olarakta bilinen bu ilim merkezinde dörtyüz kadar kişinin eğitildiği,buradan yetişenlerin kiminin öğretmen,kiminin vali kiminin kadı kiminin diplomat vs. olarak islama ve insanlığa hizmet ettiklerini yine kitaplarda okumaktayız. İlerleyen zamanlarda da farklı İslami coğrafyalarda cami ve mescitlerin eğitim-öğretim merkezleri olduğuna tarih şahittir. Değişik alanlarda ün yapmış büyük alimlerin her birinin bir cami köşesinde ders okuttukları, kitap telif ettikleri gelen sorulara cevap verdikleri bunu ispat etmektedir.Büyüyen şehirlere ve kalabalıklaşan nüfusa paralel olarak zamanla camiler eğitim-öğretim için yetersiz kalınca onların hemen yanı başlarında medreseler yapılmıştır. Önceden ilim caminin içindeyken sonraları yanı başında mevzilenmiştir.Ama herhalükarda ikisinin ilişik ve bağıntısı daimi olmuştur. Zira bilgi ile aydınlanmış bir beyin olmadan yaşayan kalbin sadece kan pompalayacağı etrafına ışık saçmayacağı açıktır.Yine kalpsiz ve vicdansız bir beynin ne kadar bilgili olursa olsun soğuk ve ruhsuz olacağı nettir.Dinin ısıttığı bilginin ışıttığı bir felsefe sözüdür. O zaman ışıksız ibadethane olamayacağı gibi ısısız da okul olmayacağı izaha muhtaç değildir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu