Türkoğlu'ndan önemli açıklamalar

MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu TBMM’nde yaptığı basın açıklamasında İçişleri Komisyonunda muhalefetimize rağmen kabul edilen ve 338 sıra sayısı ile Genel Kurul gündemine inen “13 İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Üç İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın Anayasaya aykırılık açısından değerlendirmelerini aktardı.
Büyük şehir yasasını değerlendiren Türkoğlu Açıklamasında şunları söyledi:
“-İl toplam nüfusu 750.000 olan bütün illere büyükşehir belediyesi statüsü verilmekte,
-Büyükşehir belediyesi statüsüne dönüştürülen illerde büyükşehir belediye sınırı il mülki sınırı olarak düzenlenmekte,
-Büyükşehir belediyesine dönüştürülen (toplam 29) illerde il özel idareleri kapatılmakta,
-Büyükşehir belediyesine dönüştürülen illerde tüm (toplam 1032) belde ve tüm ( 9600 den fazla orman köyü dâhil toplam 16082) köyler, tüzel kişilikleri lağvedilerek mahalleye dönüştürülmekte,
-Bu köylerin oluşturduğu köylere hizmet götürme birlikleri de sona erdirilmekte,
-Büyükşehir belediyesi olmayan illerde 31.12.2011 tarihi itibarıyla nüfusu iki binin altında bulunan 559 belde kapatılmakta,
-Büyükşehir belediyesi statüsüne dönüştürülen illerde 23 yeni ilçe kurulmakta,
-Büyükşehir belediyesi sınırları içindeki bucaklar ve teşkilatı kaldırılmaktadır.
-Ayrıca, kapatılan köy ve beldelerin personeli mal varlıkları alacak hak ve borçları ile iştirakleri tasfiye edilmektedir.
-Tasarının genel hatlarıyla bütçeye getireceği yükün net olarak hesaplanamadığı, yıllık yükün 3 milyar Türk lirası ile 20 milyar Türk lirası arasında olacağı yolunda değişik tahminler yapılmaktadır.
Meclis Başkanlığınca Anayasa Komisyonuna havale edilmeyen, talebimiz üzerine ise komisyon Başkanlığınca Anayasa Komisyonuna gönderilmeyen Tasarı Anayasamızın birçok maddesine aykırılık içermektedir.
Şöyleki;
Anayasamızın 3. maddesi Türkiye devleti Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür hükmünü içermektedir. Bu tasarıyla büyükşehir statüsüne kavuşturulacak 29 ilde anayasanın diğer maddelerindeki hükümlere de aykırı düzenlemelerle merkezi idareden kopuk, merkezi idarenin denetiminden uzak bölgesel yönetimler ortaya çıkacaktır. Bu durum açıkça devletin milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldıran bir sonuç ortaya çıkaracaktır.
Anayasamızın kanun önünde eşitlik başlıklı 10. maddesi “herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”Hükmünü haizdir. Tasarı ile aynı şartlara sahip olmakla beraber 29 ilde vatandaşlar bir farklı statüye tabi, diğer illerde yaşayan vatandaşlar ise başka bir farklı statüye tabi tutulacaklardır. Büyükşehir Belediyesi’ne tabi yerlerde yaşayanlar Büyükşehir Belediyesi Kanunu’na, diğer illerde yaşayanlar ise İl Özel İdaresi Belediye ve Köy Kanunu’na tabi olacaklardır. Bu husus kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
Anayasamızın 123. Maddesi “İdarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün” olduğunu “idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim” ilkelerine dayandığını hüküm altına almıştır. Anayasamıza göre bu iki yönetim arasındaki ilişkileri düzenleyen, bütünlüğü sağlayan araç idari vesayettir. Tasarıda yer alan düzenleme ile merkezden yönetim esasının yerinden yönetim esasına göre çok zayıflatıldığı böylece idari bütünlüğü sağlayacak olan vesayetin ortadan kaldırıldığı aşikârdır. Tasarının bu özelliği Anayasa’nın 123. maddesine aykırıdır. Burada amaç şehir devletlerinin tesis edilmesidir. Devletin tarafsızlığı ve hukukun üstünlüğünü uygulayacak makamlar yok edilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 126. Maddesi’nde “Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere, iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır. İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.” Hükümlerini içermektedir. Burada bahsedilen yetki genişliği esası merkezin taşradaki temsilcisi, takipçisi, denetleyicisi, uygulayıcısı olan valilerin yetkilerini kullanırken merkeze danışmadan, merkezden emir beklemeden karar alma ve uygulamaları anlamındadır. Tasarı ile yetki genişliği esasının uygulanabileceği bir alan bırakılmamaktadır. Bu hususta Anayasa’nın açık ve amir olan hükmüne aykırıdır.
Anayasa’nın 127. Maddesi “Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişilikleridir.” Hükmünü içermektedir. Tasarı ile Anayasa’nın tesis ettiği İl Özel İdaresi belediye ve köy gibi mahalli idarelerin belediye dışında kalanları 29 ilde ortadan kaldırılmaktadır. İl Özel İdareleri tamamen kaldırılmakta iken köyler ise, tüzel kişiliği olmayan mahallelere dönüştürülmektedir. Yani 29 ilde sadece belediyeler olabilecektir. Anayasa’nın öngördüğü tüzel kişiliklerin kanunla kaldırılması mümkün değildir. Bu düzenleme tartışmasız Anayasa’nın 127. Maddesi’ne aykırıdır.
Yine Anayasa’nın 127. Maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde “Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir.” düzenlemesi mevcuttur. Burada kastedilen “yerleşim merkezi” kavramı şehirlerin yani meskûn mahallin olduğu yerlerdir. Nitekim mevcut büyükşehir düzenlemesi meskûn mahal olarak kabul edilen yerlerin, insanların yaşadığı yerlerin üzerinde tesis edilmiştir. Tasarı ile büyükşehir sınırlarının il sınırlarına çıkarılması, büyükşehir düzenlemesinin ovalar, dağlar gibi insanların yaşamadığı yerleri de kapsayacağı meydandadır. Konya’nın bozkırlarının, Diyarbakır’ın sarp coğrafyalarının meskûn mahal olduğunu ve düzenlemenin Anayasa’nın kastına uygun olduğunu söylemek mümkün değildir.
Anayasa’nın 169. ve 170. Maddelerinde orman köyleri ve orman köylüsü güvence altına alınmıştır. Tasarı ile büyükşehir belediyesi statüsüne dönüştürülen yerlerde orman köylerinin de tüzel kişiliğine son verilmekte mera, otlak ve yaylaklara ilave olarak orman alanlarıyla ilgili büyükşehir belediyelerine imar uygulamaları yetkisi verilmektedir. Böylece anayasal güvence altında bulunan ve merkezi idarenin koruması altında bulunan ormanlar, orman köyleri ve orman köylüsü korumasız kalmaktadır. Bu haliyle de Tasarı Anayasa’nın 169 ve 170. Maddeleri ’ne aykırıdır.



