SUSUZ BİR DÜNYAYA ADIM ADIM YAKLAŞMAKTAYIZ

Bir an sularımızın olmadığını, musluklarımızın bomboş kaldığını düşünelim.

Ne kadar vahim bir durum olurdu öyle değil mi? Öyle ki canlılar kuraklıktan dolayı yaşamını sürdüremezlerdi.

İnsanlar ise susuzluğun beraberinde getirdiği hastalık ve mikroplarla savaşmak zorunda kalırdı. Bu örneklerden de anlamaktayız ki su, canlıların yaşamak için gereksinim duyduğu en temel yaşam maddesidir.

Su olmasa canlı yaşamı son bulur. Misal, sular olmasa buharlaşma olmaz. Buharlaşma olmazsa yağmur oluşamaz, yağmur oluşamaz ise kuraklık ve kıtlık beraberinde gelir.

Kuraklık ve kıtlık ise salgın hastalıkların ve gıda yoksunluğunun baş göstermesine zemin hazırlar. Bu günlerde yaşadığımız bolluk ve bereketli günler, çöle dönen kurak bir yaşama döner.

Bir de şu şekilde düşünelim. Verimli ve bereketli bir zaman diliminde yaşamaktayız. Her türlü besin maddesine sahibiz.

Manav ve marketler her türlü gıda maddeleriyle dolup taşmaktadır. En önemlisi yağmur tüm bereketiyle tüm canlıları nimetlendirmektedir. Tüm canlılar en güzel şekilde sudan faydalanmaktadır.

İki örneği incelediğimizde kuraklık ve bereket arasındaki farkı net bir şekilde görmekteyiz. Bu farkın oluşmasındaki en önemli etkenin ise suyun olduğunu görmekteyiz.

Bu misallerden bizlerde kendimize dersler çıkarmalıyız. Bugün musluklarımızdan akan suyun kıymetini bilmez isek yarın kuraklığın pençesine düşmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Bu sebeple gereken tedbirleri almaya mecburuz. Bunun içinde elimizden gelen önlemi almamı gerekir. Yapabileceğimiz en kolay önlem örneği ise musluklarımızı kapatmak ve sularımızın gereksiz yere akmasını önlemektir.

Bugün sularımızı koruyalım ki yarın kıtlıkla ve kuraklıkla karşılaşmak zorunda kalmayalım.

Bereketli ve ferah bir güne uyanmak niyetiyle
saygı ve hürmetle…

Gönderiyi paylaş