BU KİTABI OKUMAK LAZIM

Şair Yazar Sezai Şengönül’ün SORMAK LAZIM isimli yeni kitabı yayımlandı.
Yazar Sezai ŞENGÖNÜL Sormak Lazım isimli kitabı  368 sayfa ve Röportaj-Hatırat  türünde olan kitap Ağustos ayında çıktı. Kitabın takdim bölümünü  Ayşe Pakdil yaptı.
Sezai ŞENGÖNÜL
1970 yılının Eylül ayında Kadirli/Çukurova’da hayata ilk çığlığını yükseltti. Alfabeyi sökme ve harfleri yanyana getirerek anlamlı kelime ve cümleler oluşturma temrinlerini Çorum ve Kahramanmaraş’taki muhtelif okullarda yırtık ve perişan, çizgili defterlerde gerçekleştirdi. Ortaokulu Adıyaman’da, lise’yi Osmaniye’de bitirdi. Yüksek öğrenimini Mersin’de sürdürdü. Askerliğini Burdur’da kısa dönem olarak tamamladı.
İki çocuk babası olan yazarın “Anemon”, “Vakt-i Leylî” ve “Günyüzü” isimli şiir kitapları yayınlandı. Sacit Onan’ın seslendirmiş olduğu “Suya Düşen Mısralar” şiir albümünün proje editörlüğünü de gerçekleştirmiş olan yazar, kimi dergi ve e-dergi editörlüklerini halihazırda sürdürmektedir.
TAKDİM
…. Çukurova, kavruk benizli, sıcakkanlı, cana yakın, şair ruhlu insanların memleketidir. Kızgın sıcakların sadece yüzleri değil, gönülleri de kavurduğu mümbit Anadolu toprağıdır. Karacaoğlan, Dadaloğlu, Feymani, Mahzuni gibi binlerce âşık, gönül telimizi titretmiş, acıları, sevinçleri dile getirmiştir. Bu toprağın insanı gönül insanıdır. Sevgi, muhabbet taşır gönlünde. Vatanına, milletine hizmet etmek en büyük tutkusudur. Bu yüzden okumuş, bürokraside yükselmiş, sanatta, edebiyatta eserler bırakmış, çok kıymetli insanları vardır.
…. Bu topraklarla hemhal olmuş, memleketine olan sevgisini, minnetini her daim taze tutmuş, kimileri burada doğmasa da değerli hizmetlerde bulunmuş, her biri kendi alanında büyük başarılara imza atmış çok kıymetli insanlarla yapılan bu mülakatlar, yaralarımıza, ruhumuza ince ince dokunuyor, kaybettiğimiz değerlerimizi bize hatırlatıyor. Elli-altmış sene öncesinin köy ve hatta şehir hayatının güzelliğini, sıcaklığını yakinen hissediyoruz. İlim, bilgi, sevgi, özlem, hasret yüklü bu söyleşilerde, daha dün gibi yaşanmış sıcacık anıları, çocukluk hayallerini görüyoruz. Herkes doğduğu evi, mahalleyi, köyü, ilçeyi ruhuna adeta nakış nakış işlemiş, resmedip gönül evine asmış. Memlekete, köye, çocukluğa dair her ifade kuru bir nostaljiden öte, içten, samimi; sevgi, özlem, muhabbet taşıyor.
…. Bu insanların başarısında sevgi dolu, huzurlu ortamlarda yetişmiş olmanın, dağı, taşı, toprağı, dereyi, kuşu, ineği, börtü böceği televizyondan değil, bizzat görerek, dokunarak büyümüş olmanın çok büyük katkısı olduğuna inanıyorum.
…. Kitapta sadece memleket özlemi dile getirilmiyor, edebiyattan sanata, hukuktan ekonomiye, tarihe, siyasete, tabiata, felsefeye, sosyolojiye, beden ve ruh sağlımıza kadar onlarca konu üzerinde sohbetler gerçekleştiriliyor. Dilimizi, kültürümüzü, sağlığımızı, çevremizi, gelecek nesillerimizi tehdit eden unsurlara dikkat çekiliyor. Türkiye’nin yakın siyasi, ekonomik, sosyolojik ve kültürel tarihi tanıklarının dilinden anlatılıyor, bazı analizlerle ele alınıyor. Sendikacılık, kadın ve aile ile ilgili önemli problemler üzerinde duruluyor. Bazı röportajlarda 12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası olmak üzere, Türkiye’nin siyasi hayatındaki aktörlere ve olaylara ilişkin önemli değerlendirmeler yapılıyor.

Gönderiyi paylaş