PAZAR AKŞAMI TERAVİH KILINACAK

Osmaniye İl Müftüsü Ramazan Çortul “Manevi derecesi çok yüksek ve kazancı pek büyük olan Ramazan ayına 31 Temmuz Pazar günü akşamı itibariyle teravih namazını kılarak girmiş olacağız ve 01 Ağustos Pazartesi günü de, Ramazanın birinci günü orucuna başlamış olacağız” dedi.
Çortul açıklamasında şunları kaydetti;
İnsanlığı, fikrî ve ahlâkî sapıklıktan, cehaletten kurtarıp, ilme, medeniyete ve dolayısıyla ebedî saadete ulaştıran Kur’an-ı Kerim, bu ayda nazil olmuştur. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi, bu ay içerisinde yer almaktadır.
Yüce Allah’ın bizlere lütfettiği nimetlerden birisi de Mübarek Ramazan ayıdır. Ramazan ayı ibadet, rahmet ve mağfiret ayıdır. Bereketi bol, hayrı çok olan bir aydır. Bu ay, yardım, bağış, rahmet ve ihsan ayıdır. Ramazan ayı, bir yıllık maddi ve manevi kirlerden temizleneceğimiz, insanî duyguların coştuğu, tevbe edip hakka yönelme şuurunun geliştiği maddî ve mânevî bir terbiye ayıdır.
İslam’ın şartlarından birisi olan oruç, Ramazan ayında tutulmaktadır. Oruç, Hz. Adem (a.s.)’dan beri bütün Peygamberlere ve ümmetlerine farz olan bir ibadettir. Bazı Peygamberler bir gün yemek, bir gün oruç tutmak suretiyle, bazıları senede kırk gün gibi bizlerden daha fazla oruç tutmuşlardır. Allah (c. c.) Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler, günahlardan korunmanız için sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde oruç, farz kılındı.”(Bakara: 183)
Ramazan ayının faziletini Yüce Allah, şöyle beyan etmiştir: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden her kim bu ayda bulunursa oruç tutsun.” (Bakara 185)
Ramazan ayının fazileti hakkında, Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bir hutbesinde şöyle buyurmuşlardır: “Ey insanlar! Büyük ve mübârek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. Bu ay içerisinde, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.
Bu ayda Allah, gündüzleri oruç tutmayı farz kıldı, ben de bu ayın gecelerinde teravih namazını size sünnet kıldım. Bu ayda bir iyilik yapan, başka zamanlarda bir farzı yerine getirmiş gibi sevap kazanır.
Bu ayda bir farzı yerine getiren kimse de, başka aylarda yetmiş farzı yerine getirmiş gibi (mükâfât almış) olur. Ramazan sabır ve yardımlaşma ayıdır, sabrın ve yardımlaşmanın mükafatı ise cennettir. Ramazan bereket ayıdır, mü’minin rızkının çoğaldığı bir aydır.
Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse, onun bu davranışı günahlarının bağışlanmasına, cehennemden kurtuluşuna ve iftar ettirdiği kimsenin tuttuğu orucun sevabından pay almasına vesile olur. Oruç tutan kimsenin sevabından da bir şey eksilmez.” (Mişkatü’l-Mesabih H.No:1965)
Oruç tutmaktan maksat, dini bir vazifeyi ifa ederek Allah’ın emrini yerine getirmektir. Bununla beraber orucun sıhhî, ahlakî ve içtimaî bir takım faziletleri ve hikmetleri vardır. Bunları şöyle hülasa edebiliriz: Oruç sıhhat kazandırır. Zira mütemadiyen çalışarak yorulan mide ve diğer hazım organları faaliyetlerini azaltarak dinlenirler. Nitekim Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız” (Tergip Terhip C. 11, s.232) İbni Mace’nin rivayet ettiği bir başka hadiste Allah Rasulü: “Her şeyin bir zekatı vardır, vücudun zekatı da oruçtur. Oruç sabrın yarısıdır.”(Tergip Terhip C. 11, s.208) buyurmuştur.
Oruç, zenginleri şefkat ve merhamet duyguları ile fakirlere bağlar. Oruç tutmakla, zenginler fakirlerin halini anlarlar, kibir ve gururdan vazgeçerek onlara yardım ederler.
Oruç tutmaktan maksat, nefsin terbiye ve ıslahı ile Allah’dan korkup, günahlardan ve fenalıklardan çekinmektir.
Nefsimizi yemekten, içmekten ve diğer arzulardan men ettiğimiz gibi, orucumuzun makbul olması için şu hususlara riayet etmemiz gerekmektedir.
1. Gözümüzü Allah’ın men ettiği şeylerden, dilimizi yalan, gıybet, koğuculuk gibi kötülüklerden korumalıyız. Yüce Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Bir kimse oruçlu olduğu halde yalanı, dedikoduyu, yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah’ın, onun yemesini, içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.” (Tac C. 6, s.253)
2. Oruçlu iken her türlü münakaşadan ve kavgadan kendimizi korumalıyız. Nitekim Peygamber (s.a.v.); “Sizden biriniz oruçlu olduğu zaman çirkin sözler söylemesin. Cahiller gibi hareket etmesin. Her kim kendisine sataşır, çirkin söz söyler, dövüşmek isterse, ona ben oruçluyum desin”(Tecrid-i Sarih C.6, s.253) buyurmaktadır.
Bir Hadîsi Kudsî’de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır; “Adem oğlunun işlediği her hayır ve sevabın ecri on mislinden yedîyüz misline kadar artırılır. Fakat oruç böyle değildir. Oruç, sırf benim rızam için yapılan ibadettir. Onun mükâfatını ancak ben veririm. Çünkü kulum yemesini, içmesini ve bütün arzularını rızam için terk etmiştir.” (Tecrid-i Sarih C.6. s. 300)
Bu duygu ve düşüncelerle, milletimizin ve tüm Osmaniyeli vatandaşlarımızın Mübarek Ramazan ayını tebrik ediyor, milletçe birlik ve beraberlik içinde daha nice mübarek ramazan aylarına kavuşmayı diliyor, bu ayın başta bütün müminlerin affına vesile olmasını, huzur ve sükûnetle her türlü tabi ve arızi afet ve kötülüklerden uzak bir Ramazan ayını ibadetle ihya etmeyi Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum”.
Haber Merkezi

Gönderiyi paylaş